Vefa imandandır demiş (SAV)..
Işık Hadisesi; Kaynaklarda İbrahim Hakkı'nın müspet ilimlerde en büyük eseri olarak hocası Ismail Fakirullah'a yapmış oldüğü türbe gösterilmektedir. Müspet ilimlerle yakından ilgisi olan bu türbe hiç kuşkusuz banisinin iyi bir matematikçi ve iyi bir astronom olması ile ortaya çıkmıştır. Kozmografik bir özelliğe sahip olan türbenin yapımı ile ilgili şunlar anlatılmaktadır: İbrahim Hakkı, "Yeni yılda doğan güneş, ilk olarak hocamın baş ucunu aydınlatmazsa ben o güneşi neyleyeyim.” dediği rivayet edilen bir gerekçe ile astronomi ve mimari açıdan büyük bir işe imza atmıştır. "Bu ulvi niyet ve bilimsel birikimle türbeyi inşa eden İbrahim Hakkı hemen yanı başına on metre yüksekliğinde bir de kule yapmıştır. Türbenin yaklaşık 3 km uzağına harçsız bir duvar örmüştür. Kal'atü'l-üstad (Hoca/Usta kalesi) denilen bu duvarda, çeyrek metrekare kadar bir pencere açmış ve burayı nişangâh olarak kullanmıştır. 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde, hocasının baş ucu ve kademiyle aynı doğrultudaki kule ve kaleyle hizalanan güneş, mezkûr pencereden 14 geliyormuş gibi önce kuleye uğramakta, oradan kırılarak türbenin penceresinden içeri dolmakta, ziyaret edercesine birkaç dakika boyunca Fakirullah Hazretleri'nin baş ucunda kalmaktadır.. Erzurumlu İbrahim Hakkı
Din
‮اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْدٖي لِلَّتٖي هِيَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنٖينَ الَّذٖينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْراً كَبٖيراً ۙ   ‬‮﴿‭٩‬﴾‬‮ ‬ Hiç kuşkusuz bu Kur’an, insanlığı en güzel, en doğru yola iletir ve gösterdiği yolda yürüyerek güzel davranışlar ortaya koyan müminlere, kendilerini büyük bir mükâfatın beklediğini müjdeler. İsra Suresi 9
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tatsız bir çağdayız; bir yerde eski uygarlık çözülüyor, gevşiyor, sürüyor. Üstelik geleceğin de onun yerini dolduracağını söylemek zor... Bu, insanlık tarihinin bir tekrarı gibi görünse de artık dünyamızın kısa zamanda büyük fiziki problemlerle karşılaşacağı söyleniyor. Kuşkusuz felaketi önlemek için her zamankinden daha sorumlu, daha mütevazi, daha ölçülü davranmak zorundayız. İlber Ortaylı
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Şule Yüksel Şenler'i konu alan bir TRT dizisi yapılmış. Dizide muhafazakar-dindar kitleyi yine semazenler-tasavvufi yön üzerinden anlatma çabası göze çarpıyor. Kuşkusuz tasavvuf ve tasavvuf düşüncesinin kurumsallaşmış hali olan tarikatlar, İslam dininin bir yorumu ve temsili olabilir. Ancak İslamı yalnızca tasavvuf ve tarikatlardan okuma çabası bağımsız düşünen onca dindar insanı göz ardı bırakmak anlamına gelip, toplumsal gerçekliği yansıtmaz. Lise yıllarımda izlediğim Yedi Güzel Adam dizisi Türkiye'deki muhafazakar-dindar kitleyi yine edebi figürler üzerinden anlatırken tasavvufi figürler baskın gözükmüyordu. Bu anlamda daha başarılı bir proje gibiydi. Bir kesime dair film yaparken o kesimle alakalı o kesimin çizgisinde olmasa bile olabildiğince o kesimle alakalı sağlıklı gözleme sahip araştırmaları bulunan sosyologlara başvurulmalı. Hatta bence o kesimin çizgisini benimseyen ama eleştirel de düşünebilen kişiler en ideal olanı. Aksi taktirde sosyal ve tarihsel gerçekliği yansıtmaya çalışma çabası o kadar da sahici durmuyor...