haykırmak ama ses tellerinizin olmadığını bile bile...
belki duyacak olanın kulağının olmadığını yahut tıkalı olduğunu bile bile...
yazmak sancılıdır o da var bu aralar.
tablo yaşlı, tablo ıslak, tablo sessiz, tablo karışık...
öyle çok “neden?” kaldı ki içimde, bunca sözü peyderpey söylemek istesem dahi dilim dönmez artık.
ve öyle çok şey sürüncemede kaldı ki, dönüp hangi birine baksam hiç bilemeyeceğim.