Çerçevem
Puan vermedi·334 syf.··
2026 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 18:17
Çerçeve diyince onun birde tablosu gelir insanın aklına… Üstadın çerçevesinin ham maddesi İslam ve onun tablosunun ana fikri olan,Büyük Doğu mefkuresi; Kaleme iman ruhu ile üfleyen esinti ile çizilen tablonun boyası şeriattendir. Çerçeve 2,3,4,5 şeklinde okuduğum eserleri beraber incelemek istedim çerçeve ile ilgili incelemelere bakınca çok fazla göremedim kendi çerçevemden bir şeyler yazayım. dedim,incelememde bir hata varsa benim çerçeveme aittir. Eserde dönemin siyasi ve sosyal yönünü, batılılaşma gayesi ile ,yoktan var etme söylemiyle varı yok etme projesi niyetindekileri ele alıp, toplumu kendi ruh evinde ağırlayan Üstad ikramını kara harflerlerle sunup işığını arayan ve bu ışıkla aydınlanıp aydınlatacak olanlara kısa ama öz satırlarıyla buluşturup bize dönem şahsiyetlerinin hangi ruhun emrinde olduklarını bir bir ve gün gün yazıp gazetelerde yayınlatıyor. Yazıları okurken kalemin tereddütsüz ve çekimser davranmadığını farkedip bunun imandan geldiğini tekrar tekrar okuyunca anladım. Öyle her şey yazılır mı dedim bu dönemle kıyaslayınca demek kıyaslayacağım yazılan değil şahsiyet olmalı; İman ve bunu taşıyan şahsiyet her zaman bir fark önde ne muazzam… Eserler bir seferliğine mahsus okunacak eserler değil evet okudum ama tam kavrayamadım. Bir muhabbet uğruna fikir çilesi çeken davasının öz benliğinden zerre miskal ödün vermeyen ve bu adamlara ihtiyaç duyan Üstad bunu eserlerinde usandırmayacak şekilde tekrar tekrar hatırlatıyor. Kendi çerçeven başkalarının çerçevesinden bakıp öğrenip kendi çerçeveni kurmanla başlayacaktır. Tablona hangi çerçeveyi kullanmak senin zannında Aklıma çerçevede geçen bir alıntı geldi “Allah ben kulumun zannı üzerineyim der kutsi hadiste; Nasıl zannedersen öyle…” Çerçeven kirli ise başkalarının çerçevesini kirli görürsün.
Duygu ve Düşünce
Çerçeve 5Necip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 051 okunma
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
Beyza Özkan tarafından kaleme alınan Felsefe ile Komşu Edebiyatçılar, edebiyatın felsefeyle olan köklü bağını Türk edebiyatından sekiz isim üzerinden inceliyor. Eser; Rıza Tevfik, Ahmet Kutsi Tecer, Necip Fazıl, Ahmet Muhip Dıranas, Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel, Turan Oflazoğlu ve Hakan Günday’ın düşünsel dünyalarına odaklanıyor. Özkan, felsefeyi bir düşünme imkânı, edebiyatı ise bu imkânın dildeki dışavurumu olarak tanımlıyor. Kitap, tasavvuftan nihilizme, varoluşçu kaygılardan toplumsal çürümeye kadar geniş bir yelpazede, sanatçıların varlık zeminlerini ve eserlerindeki felsefî derinliği sorgulayan bir deneme kitabıdır.
Felsefe ile Komşu EdebiyatçılarBeyza Özkan · Mahfel Yayıncılık · 20253 okunma
Reklam
Puan vermedi·248 syf.··
2026 21. kitabı
#LeylaTecer tarafından itina ile bir araya getirilerek hazırlanan #AhmetKutsiTecer'ın tüm şiirlerinin bir arada toplanan eseri #okudumbitti. TABİAT ORTAM (1919-1922) NERDESIN (1921-1932) ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA (1936-1947) AĞAÇ (1959) URFA (1941-1957) EDİRNE'DEN ŞİİRLER (1957) NİNNİ NİNNİ (1941-1942) PARİS ACILARI ( 1925-1927) GELİŞİ GÜZEL Başlıkları adında 161 şiirden oluşan, okuyanları farklı dünyalara götürecek, herkesin kendini bulacağı şiirler ole dolu bir eser. Eserden bir şiir ile yazınızı sonlandıralım. EĞER BİR GÜN ÖLÜRSEM Eğer bir gün ölürsem gençliğime doymadan, Kumral başımı senin dizlerine koymadan, Eğer bir gün sönerse gözlerimin ateşi, Parlamazsa başımı üstünde aşk güneşi, Ölürsem bir gün eğer, Kalbimi kemirip de yiyinceye kadar yer, Aşkımın başı için silme beni yadından, An beni seherlerde bir kuşun feryadından! An ki, ben, ilk aşkımın demlerini yaşadım, Ölürsem bu son aşkım olacak diye şadım, Bir gün gelir, yolunun üstündeki serviler, Sana, bu İlk aşkımın mısralarını söyler, Dudaklarım toprağın altında çürüse de, Ruhum sarhoş gibidir ezeli bir busede, Görülmez ellerimden ürpersin diye tenin, Bırak mehtabı olsun omzunda bir tül senin, Aç pencereni ılık bahar akşamlarında,
1000Kitap
Bütün ŞiirleriAhmet Kutsi Tecer · Bilge Kültür Sanat · 2016379 okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 00:02
Size Ayseyi,İhsanı, cemali ve peyamiyi anlatmak isterdim. Onların kalbimde uyandırdığı derin vatan sevgisini. Anlayamadığım bir sürü yabancı kelimeye rağmen yüreğime doldurduğu derin,kutsi vatan hissini. Öyle içten öyle samimi. Sevdiğimiz bir tarih hocasının ağzından dinliyor gibi. Özellikle milletimizi meşe ormanına benzettimi. Öyle dik Öyle bükülmez Öyle gururlu. Yenilse de biçilse de toprağa düşen tohumun gücü. Nasıl bir ediptin şimdi gördüm dedirtti bana da. Sıradan bir hikaye asla değil. Olaylar işleniş belki çok aynı ama verdiği his asla.. Anadolunun bir parça toprağına için can vermiş nice yiğitlere selam olsun. Size layık olmak nasip olsun.. Öyle evlatlar yetistirebilmek.
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
"Teşrif etmez misiniz, biraz konuşşak..."
9/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 15:51
Edebiyata, edebiyata iz bırakan büyük şahıslara, merakı olanlar için bulunmaz bir hint kumaşı bırakıyorum... Haldun Taner kitabına, Yunus Emre'nin "Ölüser Ten Ölür Canlar Ölesi Değil" sözünü, isim olarak seçmiş. Bu ismi seçmesi beyhude değil. Kitabı okumaya başladığınız daha ilk sayfadan; hayattan kopup gitmesine rağmen edebiyata derin izler bırakan, hatrı sayılır değere sahip olan, mihenk taşlarını anlatmaya başlıyor. Haldun Taner , hayatında dokunduğu, tanışabildiği, tesir ettiği yahut ona tesir eden, ünlü isimlerle 'üstatlarıyla' yaşadığı anılarını, tanık olduğu olayları anlatıyor. Öyle güzel ve içten bir dili var ki, ben okurken kendimi başka yerlerde başka insanlarla, bir masa başına toplanmış sohbet ederken buldum. Bir kurgu yok, akıcı bir olay örgüsü veya bütünlük arzeden konu yok. Ama yaşanan her şey, anlatılan her an gerçek. Bence bu, kitabı farklı bir yere taşıyor. Belkide bir çok yazarın bilmediğiniz yönlerini, duymadığınız özelliklerini, farkında olmadığınız hayatlarını bu kitaptan öğrenebilirsiniz. Gözümde öğretici değeri yüksek bir kitap. Meraklısı için çok ilgi çekici bilgiler barındırdığını belirtemekte fayda var... Haldun Taner, kitabında tanıdığı ve onlardan bir şeyler öğrenmeyi umduğu yazarların bize portrelerini çiziyor... Her biri aslında ne güzel insanlarmış be... Bir arada geçirilen ve edebi değeri arşa çıkan toplantılara gidiyoruz. Bir masada oturup çay içiyoruz... Okurken bu tadı alacaksınız. Yazarımız, kitapta bahsettiği tüm şahıslara saygı ve vefa borcunu bu kitapla sunmuş gibi. Kitapta öylesine büyük isimler var ki, ağırlığına ağırlık katar... Abdülhak Şinası Hisar (Mesela adının verilme hikayesi bile çok tatlı bir üslupla anlatılır.) Ahmet Hamdi Tanpınar (Yazarın entelektüel dünyasına ışık tutar ve onu yakından tanımamızı
Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi DeğilHaldun Taner · Yapı Kredi Yayınları · 2019206 okunma
Reklam
Reklam