Büyüklerinden nasihat dinlercesine söyleşi okumayı seven biriyim. Seyyar’da zaman zaman bir kopukluk ve dağınıklık hissettim. Bu hissimde soruların birkaç kişi tarafından sorulmasının ve sıklıkla Geçtan’ın kurgu eserlerine yapılan uzun göndermelerin payı vardı. Kurgu eserlerini de okuduktan sonra bu söyleşiyi okumak daha yerinde olurdu. Meraklandığım birçok soruda beklediğim derinlikten ziyade mesafeli cevaplar buldum. Zaten yazar kendi de söyleşi formatını çok benimseyemediğini ve haddini aşma endişesiyle soruları cevaplarken zaman zaman bocaladığını belirtiyor.
Yine de hoşça bir okuma oldu çünkü Geçtan’ın kaçınganlığındaki zarifliği de “insan olmak” konseptinin bir parçası en nihayetinde. Derin bir çözümleme değil de yazarın zihnine kısa bir ziyaret beklentisiyle okunabilir.