Gözlerim aynalardan kaçıyor,ruhum benden kaçıyor... Çok iyi hatırlıyorum kendime katlanamadığım için uzun süre tüm aynalardan kaçtım kendimle göz göze bile gelmek istemiyordum telefonumda ne kadar kamera varsa hepsini başka yöne çevirdim elim yanlışlıkla çarparsa kendimle karşı karşıya kalmiyim diye. Bazı şeyleri aşmak o kadar zordu ki bir şeyler söylemek için kalkmak isteyen elim kucağımdan hiç kalkmadı.Biz hep en tenha en uçsuz bucaksız yerlere aittik sanki kalabalığa alışmak hiç kolay değildi,birileriyle konuşmak o kadar stresli bir şeydi ki nasıl davranacağımı nasıl kendimi göstereceğimi bilmiyordum... Bu hayatta nereye ait olduğumu bilmiyordum birilerinin gelip beni kurtarmasını hiç beklemedim fakat kalbim buna ihtiyacığım olduğu hissiyle yanıyordu çok iyide biliyordum ki ben güçlü olmadığım ve direnmediğim sürece kimse beni en dibten çıkaramazdı...
Doğu ve Batı medeniyetlerini sentezleyip anlatmak istediklerini kısa ve özlü sözlerle dile getiren Lübnan kökenli Amerikalı gönül İnsan-ı Cibran Halil Cibran.
"Şair, yeryüzüne gönderilmiş üstün ruhtur" der ve şöyle açıklar. Şair'in vazifesi, insan yaşamına sevgi, gerçeklik, iyilik ve güzelliğin gelmesini sağlamaktır. Bu dünyayi gelecek dünya ile birleştiren bir bağ, susuz kalplerin su içtiği bir pınar olduğunu söyler.
Cibranın eserlerinin tamamında doğa- tabiat tasvirleri mevcuttur. " Tabiat, sevenlerin sığındıgı yer ve insan kalbinin kendini bulacağı varlık alemidir. " der.