“ Belki de hayat bitti dediğimiz o çizgide başlıyordu.
Bazen hayatımızda şiddetli kırılma noktaları olurdu. Her şeyin bittiğine, her şeyin daha kötüye gittiğine inandığımız zaman dilimi, günün en karanlık zaman dilimi gibidir. Sanırız ki karanlık bâki ve güneş asla doğmayacak. Ama hayır, güneş de karanlıktan az sonra yükselir. En karanlık sandığımız zaman, aydınlığa en yakın zamandır.
Aydınlıktaydım.
Fakat bu, bir mumla aydınlanan odadaki aydınlık gibiydi. Yok denemezdi ama çok da değildi. “
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“ O gece yatakta kıvranırken, Zilan’ı, Nergis’i, Meleknaz’ı, onun kör bebeğini tekrar tekrar gözümün önüne getirmeye çalıştım. Bizim türümüzün bu dünyada yaşamaya, hem birbirini hem dünyayı yok etmeye hakkı yok, hepimizin içinde korkunç bir canavar yaşadığı yadsınamaz bir gerçek diye düşündüm. Eğer Zilan, Nergis, Meleknaz ve binlercesi homosapiens değil de hayvan olsaydı bu acıların hiçbirini çekmezlerdi, kendimizi hayvanlardan ve bitkilerden üstün görmemiz büyük bir aldatmaca, insanlık diye yücelttiğimiz şey aslında ne aşağılayıcı bir kavram diye düşündüm.”