Başını geriye yaslayıp ellerini belime koydu. “Güneşin doğuşunu bu pozisyonda seyretmeliyiz.”
“Senin manzaran kapanır,” dedim.
Bir elini yüzüme koydu ve parmak uçlarını çenemde gezdirince tenimde minicik küçük kıvılcımlar hisseder gibi oldum. “Sen manzaradan daha güzelsin, Beyah.”
Haklıydı. Biz benziyorduk ama sadece en hüzünlü yönlerimiz benziyordu.
Sesim bir fısıltı gibiydi. “Feribottaki o ilk karşılaşmamızda, senin de yaralı olduğunu anlamıştım.”
Başını sağa yatırdığında gözlerinde bir pırıltı belirdi. “Sence ben yaralı mıyım?”
“Evet.”
Sıcacık bir his ikimizin arasında parlamaya başladı. Minik bir ışık huzmesi. Yaz gecesi suyun üzerindeki bir yakamoz gibiydi. O kadar hafiflemiş hissediyordum ki kumsalda çıplak ayakla yürümeye benziyordu. Ve tarot kartları ilk kez o kadar haklıydı belki de; ruh eşimi bulduğumu söylerken.