Kitap rafları arasında sonsuz döngüde dolaşmayı seven, kitapların içinde kendine bir yer bulmaya çalışan bir okur, aynı zamanda sosyoloji mezun, psikoloji 4/4 öğrencisi ^^
... sevgi tek başına ve kendiliğinden
ne güzeldir, ne çirkin. Güzeldir güzel yapılırsa, çirkindir
çirkin yapılırsa. Düşkün bir insanın arzularına çirkince
kapılmak ne kadar kötüyse, değerli bir insana kendini
güzel bir şekilde vermek o kadar iyidir.
Platon'u sosyoloji derslerim haricinde okuduğum ilk eseriydi Şölen. Tabi daha çok Sokrates'i okudum desem yanlış söylemiyor olurum umarım. Kitapta sevgi hakkında her birinin ayrı ayrı bahsetmesini okurken hepsine hak verdiğimi fark ettim :D hepsi mantıklı konuşuyor gibi geliyordu çünkü. Çoğu sayfalarını post-it yapıştırmaktan ve altını çizmekten geçemedim. Birazcık mitoloji bilgimin faydalarını okurken hissettim. Bazı yerlerinde ise anlamadığım kafa karışıklığı yaşadığım 'e bunlar ne anlatıyor yahu' dediğim çok yer oldu. Hepimiz sevgi ve dostluğu burada kendimiz için ne ifade ettiği hakkında konuşsak her halde hepimiz farklı cevaplar veririz. Bu da bence kitapta hepsinin Sevgi üzerine tek tek konuşup(gerçekten bir sonuca varamasalar da) sevgi ve dostluğun farklı yönlerinden bakmayı öğretiyordu. Konudan bağımsız Sokrates'in genç bir aşığı olduğunu öğrenince yaşadığım şoku anlatamam daha sonrasında araştırma yaptım bu magazinsel olayı. Lakin daha sonrasında beni rahatsız eden ve o dönemin koşulları için söyleyecek olursam Dostluk kısmında Sokrates ve Hippothales’in Lysis hakkında konuştuğu sevgi kısmıydı. Onun dışında Sokrates'in her sorduğu soruya durup düşünüp ben de cevap verdiğimi fark ettim. Bu da bana bi kitapta durup kendi fikirlerimi de ortaya kattığımı gösterdi. Bir nevi kendimde Sokrates ile diyalogtaymışım gibi hissettim. Platon ve diğer felsefecilerin eserlerinde kendimi bulmak üzere
Bilgisizlik neden kötüdür? Cahil kişi güzellikten, iyilikten, akıldan yoksunken, hepsini kendisinde toplamış sanır da ondan. Yoksun olduğunu bilmeyen kimse ne diye kendinde olmayanın peşine düşsün?