barış triplere gel o kafa ne la
​Birinin gülüşünde kendini aşkla bulabilmek; o gülüşün aynasında, Hak'la buluşan varlığına şükredebilmek ne muazzam bir lütuftur... ​O an nefsin susar, kalbin kelama gelir. Sanki Yaradan'ın rahmeti bir insanın tebessümünden akmış da senin ruhuna can üflemiş gibidir. Sevilmek, aslında sevilmeye layık yaratıldığını hatıra getirmektir. Birinin gözlerinde şahit olduğun merhamet, sana kendi hakikatini ve kıymetini fısıldar. ​Ve sen nihayet imanınla anlarsın: Aşk, iki kalbi sadece birbirine mühürleyen değil, ikisini birden Hakk'a rapteden görünmez bir bağmış. ​O varlıkla hemhal olmak, mukaddes bir emanete sahip çıkmak gibidir. Onun gülüşüyle sende dirilen ne varsa; meğer zaten ruhunda uyuyan güneşin doğuşuymuş... ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap
Reklam
Sen aslında sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışıyorsun. Kariyeri sınavla. Hayatı kitaplarla. İlişkiyi ilişki kitaplarıyla. Maneviyatı Kur'an'la. Kendini Jung'la..
Alıntı
Şu 60 yıllık tahta somyalarin verdiği huzur
İtalyanların sevdiğim bir sözü vardır derki; "La vera felicità sta nel viaggio, non nella meta" Gerçek mutluluk varılacak yerde değil, yolculuğun ta kendisindedir.
KISA KISA KİTABIMDAN ALINTILAR... Ben bu meal/mealcilik/Kurancılık meselelerinde en sonunda şu hükme vardım kendimce arkadaşlar; Evet doğrudur, bazı ayetleri anlayabilmek için çok iyi Arapça, tarih, siyer vs. bilmek gerekir. Yani okuyup da hiçbir şey anlayamadığımız ayet mealleri de vardır esasında. Muhakkak bir ek açıklama/yorum ister. Mütercim zar zor bir şekilde çevirmiştir ama, başka şekillerde de çevrilmesi mümkündür ve bu ayetlerin orijinali üzerinden yürüyerek bir analiz yapılabilir anca. Bunu da ehli yapabilir. Ki onların da yapabileceği ancak birer yorumdur. Ama unutmayalım bazı ayetler içindir bu. Fakat bizim her vesile ile işaret ettiğimiz üzere bir de Arapça bilmeyen müslümanların da mealden okuyup rahatlıkla ders alabileceği ayetler de vardır. Ama maalesef: "Kuran'ı herkes anlayamaz, ilim gerekir" diyenler bu ayetleri de aynı potada göstermektedirler ki sorun da buradadır. Böyle olunca da müslümanın Kuran'la irtibatı aslında kesilmiş olmakta ve bu mantıkla gidince sorumluluğu düşmektedir. 2 gün önce Hayreddin Karaman'ın köşe yazısına yazdığım uzun soruda değinmeye çalıştığım şey de budur. İnsana temel tevhid esaslarını öğreten, ana emir ve yasakları bildiren, yeniden dirilmeyi, amel defterini, hesabı, mahşeri mizanı, cenneti-cehennemi anlatan ayetler bu ikinci gruptandır ve bize lazım olan mesajı verir. "Hepiniz hesaba çekileceksiniz", "İçki içmeyiniz" vb. ayetleri (mealleri) ben de, dağdaki çoban da rahatlıkla anlarız. Bunlar için hiç bir ekstra ilme ihtiyaç yoktur. Kuran'ın her müslümana hitap etmesi, herkesin O'ndan sorumlu olması durumları da işte bu gerçeğe dayanır. Zannımca Ali İmran Suresi 7. ayette işaret edilen durum da budur. METİN SEVİL, Kısa Kısa - Sosyal Medya Tadında, Sayfa:47
Çıkar artık la şu Keremi
Reklam
Reklam