"Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve yüzümüzü aydınlatacak, ağartacak bir aile hayatı ver. Bizi mahcup edecek eş ve çocuklar değil. Bizi takva sahiplerine önder kıl." | Furkân, 74
"... İyilik, gönlü huzura kavuşturan ve içe sinen şeydir; kötülük ise, insanlar sana fetva verseler (onaylasalar) bile, gönlü(nü) huzursuz eden ve iç(in)de bir kuşku bırakan şeydir." | Dârimî, Büyû', 2
İhlas ve samimiyetin terazisi sadece Allah’ın elindedir. İnsanların kalbini yararak görme yetkisi hiç kimseye verilmemiştir. Ancak sıklıkla rastlandığı gibi bilgi, amel ve ahlak olmadan, "Kalbim temizdir." söylemi ile samimiyet iddiası, kuru bir ifadeden öteye geçmez. Dindarlıkta en önemli unsur, maneviyatın derin bir şekilde hissedilmesi ve gündelik hayatta tutum ve davranış hâline dönüştürülmesidir.
İmam-ı Rabbânî, kerameti, küçük ve büyük diye iki kısma ayırmıştır. Ona göre küçük keramet, havada uçmaktır nitekim onu sinekler de yapar. Denizde yürümektir nitekim onu balıklar da yapar. Büyük keramet ise "istikamet" üzere olmaktır. Yani özünde ve sözünde doğru olmaktır. Sözlerine devamla İmam-ı Rabbânî şöyle der: "Sözünde ve özünde doğru olmayan birini havada uçarken görürseniz taşlayıp düşürün. Çünkü keramet ile istidracı ayıran temel faktör istikamettir."