Kitabı genel olarak beğendim. İtiraf etmeliyim ki bazı kısımlarda konudan kopsam ve dikkatim dağılsa da -ki sanıyorum bu kitapla değil benimle ilgili bir sorun- çok akıcı bir dili vardı, sayfaların nasıl geçtiğini anlamadım. Kitabın konusundan özetle bahsetmem gerekirse savaşta akıl sağlığını yitirmiş -bence- Billy Pilgrim'in zamanda yolculuk yapması vasıtasıyla anılarını okuyoruz. Ancak bu yolculuk pek istekli gerçekleşen bir şey değil, zaten Tralfamadorelulara göre bu bir yolculuk bile sayılmaz, her şey aynı anda oluyor. :)
Bu değineceğim şey spoiler sayılabilir mi bilmiyorum ancak karakterin akıl sağlığı ile ilgili teorim için bahsetmem gerek. Kitapta baş karakterimiz Billy'nin kitaplarını okuduğu bir yazar var, Kilgore Trout. Ve öğreniyoruz ki bu yazarın bir kitabında ana karakter uzaylılar tarafından esir alınır. Bu bana şunu düşündürttü, ya Billy yazarla konuştuğu sırada Tralfamadoreluların onu kaçırdığını ve ona yaptıklarını anlattı ve yazar da bunu bir kitap hâline getirdi ya da Billy bu kitabı çok önceden okudu ve artık hayatı kendisi için o kadar yaşanılmaz geliyordu ki kendini o ana karakterin yerine koydu ve uzaylıların onu kaçırıp zaman algısını bozduğuna inandı. Çünkü Tralfamadorelulara göre zaman farklı işliyor ve tıpkı bir film izler gibi istediğiniz kısmı izleyebiliyorsunuz, yaşayabiliyorsunuz. Billy'nin hem savaş yüzünden hem Dresden yüzünden hem de başka sebeplerden çok güzel bir hayatı olmadığını biliyoruz. Şahsen ben kötü zamanlar yaşadığımda kendi kendime zamanın hızlı geçtiğini, bir gün bilmem kaç yaşına gelip bugünleri çok da hatırlamayacağımı söylüyorum. Billy de anılarında ve zamanda yolculuk yaptığını düşünerek kaçmış olabilir hayatından. Yani... Bence akıl hastasıydı Billy ve bu dediklerimi okusa muhtemelen bana gülerdi...