Merhaba Minotor dostlar,
Bu sıcak Ağustos ayında termometreler cehennemden bir köşeyi işaret ederken, biz 13. buluşmamız için toplanmıştık bile! Geçen ay kararlaştırdığımız, ama yaşadığımız ufacıcık talihsizlik münasebetiyle gidemediğimiz Azize Cafe, bu ay bize kapılarını açtı ve güzel bir köşe sundu. Eskilerden, mahzen benzeri bir yer. Kitaba da uygun hani. Labirentten bir oda gibi.
Malum seçtiğimiz kitap Hüznün Fiziği, labirent halinde bir kitap. Girişinde ve pek çok yerinde “Minotor” efsanesine değinmekte. Minotor kim mi? Biraz başa alalım.
Minotor, kafası boğa, gövdesi insan şeklinde olan mitolojik bir karakter. Ama asıl ünü nereden geliyor?
Girit’te hüküm süren güçlü kral Minos, gücünü kanıtlamak için denizler tanrısı Poseidon’dan ona kurban etmek üzere bir boğa vermesini ister. Poseidon boğayı Minos’a verir. Fakat hayvan, Minos’un hoşuna gider ve Minos, boğayı kurban etmez. Bunun yerine başka bir boğayı kurban eder. Poseidon bunu fark ettiğinde çok sinirlenir ve Eros'tan okuyla Minos’un karısını boğaya âşık etmesini ister. Minos’un karısı Pasiphae, boğayla çiftleşir ve yarı insan yarı boğa bir çocuk doğar.İnsanlar bir süre sonra çocuğa "Minotor" yani "Minos'un boğası" derler. Minotor herkese zarar veren bir yaratıktır ve bunun üzerine mimar Daidalos’un yaptığı Labyrinthos adlı, içinden kimsenin çıkamayacağı yapıya kapatılır.
Girit kralı Minos’a yenilen Atinalılar, haraç olarak yedi yılda bir en güzel yedi genç erkek ve yedi genç kızı Minotor’a kurban olarak göndermek zorundadırlar. Kurbanları götüren gemi, siyah yelkenlidir. Theseus, Minotor’u yenip, bu kurban işine bir son vermek istemektedir. Babası vazgeçirmeye çalışsa da, sonunda bir şartla buna izin verir. Eğer Theseus, Minotor’u öldürebilirse, Atina’ya dönerken, gemiye siyah yelkenler yerine beyaz