Bu kitapla ilgili birçok şey düşündüm ama bir yere yazmadığım için tamamen gelişigüzel, aklıma ne gelirse onu konuşacağım.
Dört Atlı, yazarlara okurların taktığı bir lakaptan ileri geliyor. Üç silahşörleri bilirsiniz. Bir de D'Artagnan vardır. Kaç yapar? 40 değil, 4 yapar. Evet ciddiyeti tekrar ele alalım. Bu yazarlardan üçünü okudum ve genel düşünce yapımda belli başlı etkileri olmuştur. Özellikle Richard Dawkins'in, evrimsel biyolojiye olan ilgimden dolayı daha çok etkisi olmuştur. Bu yazarlar birbirleriyle tamamen aynı görüşte değiller. Ortak yönleri ateist olmaları, bilim ve felsefeyle ilgilenmeleri. Bir iki tanesinin kendi alanları dışında konuşunca çok saçmaladıklarını da gördüm. Ama konumuz bu eserin bize ne verebileceği.
Bu kitap 2007 yılında yapılan bir sohbeti ve Hitchens dışındaki üç yazarın giriş yazısıyla Stephen Fry'ın ön sözünü içeriyor. Bu söyleşi/tartışma daha sonra kitaplaştırıldığindan ve Hitchens öldüğünden onun bir giriş yazısı yok.
Karşıt görüşten birileri olmadığı için tam bir tartışma ve çatışma ortamı sayılamaz. Fakat oldukça eğlenceli ve bir bakıma düşündürücü bir sohbet olduğunu söyleyebilirim. Bu eserde dört kişinin din, bilim, edebiyat, kültür gibi konularda görüşlerini okuyoruz. Tabii ki daha çok din ve ateizm odaklı.
Ortak görüş olarak inancın ve dinin kültürel yanlarının yok olmasını hiçbiri istemiyor. Mesela Hıristiyan ilahileri dinlemeyi seven bir Dawkins, Noel kutlamayı seven bir Dennett var. Bu bakımdan önceleri ben de biraz keskin görüşlere sahip olsam da gidip Mevlid-i Şerif dinlerim. Çünkü bunu Türk kültürünün bir parçası olarak görürüm. Süleyman Çelebi'nin eserini hiç dinlediniz mi ya da okudunuz mu? Orada dönemin Türk edebi diline ait bir şeyler bulursunuz. O dönem nasıl konuşuluyormuş görürsünüz. Bir başka önemli kişi de