Hayatı kedimize biçilmiş kaftan misali kuşanıp, çevremizdeki zavallıcıkların haline dertlenerek yaşarken; o zavallıcıkların da bizim için benzer duygular beslediğini bilmezden gelmeyi tercih ederiz.
Yoksul insanlar gündüzleri fiziksel olarak daha çok yorulacakları işlerde çalıştıklarından herhalde, genellikle geceleri mışıl mışıl ya da şöyle diyelim, külçe gibi uyuyorlar.
Oysa bugün dünya çok değişti, yürekten savaş artık savaş meydanlarında değil, içimizdeki meydanlarda veriliyor. Yürekten savaş, hayallerimiz uğruna verilen savaştır. Gençken ve hayallerimiz yüreğimizde ilk kez tüm güçleriyle patladığında çok cesuruzdur, ama henüz nasıl savaşılacağını öğrenmemişizdir. Büyük bir çaba göstererek nasıl savaşılacağını öğreniriz, ama o zaman da artık savaşa girecek cesareti kendimizde bulamayız.