“Allâhümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve vâ’dike mesteda’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebû ü leke bi-ni’metike aleyye ve ebû ü bi zenbî fağfirlî fe innehû lâ yağfiruz-zünûbe illâ ente.”
Anlamı: «Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ibâdete lâyık ilâh yoktur. Beni Sen yarattın. Ben Sen’in kulunum. Ezelde Sana verdiğim sözümde ve vaadimde hâlâ gücüm yettiğince durmaktayım. İşlediğim kusurların şerrinden Sana sığınırım. Bana lutfettiğin nîmetleri yüce huzûrunda minnetle anar, günâhımı îtirâf ederim. Beni affet, şüphe yok ki günahları Sen’den başka affedecek yoktur.»”
Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz sözlerine devamla şöyle buyurur:
“Her kim, bu Seyyidü’l istiğfârı sevâbına ve fazîletine bütün kalbiyle inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse Cennetlik olur. Yine her kim, sevâbına ve fazîletine gönülden inanarak gece okur da sabah olmadan ölürse Cennetlik olur.” (Buhârî, Deavât, 2, 16; Ebû Dâvûd, Edeb, 100-101)
Tütün içmenin dişlerimizi sararttığını, ağzımızda kötü bir koku bıraktığını, parmaklarımızı sararttığını, zihnimizin parlaklığını ve etkinliğini kaybettiğini, bir zevk olarak gördüğümüz bu zararlı alışkanlığın zevk halinin yalnızca ilk zamanlara özgü olup sonrasında her türlü zevkten mahrum bir kötü alışkanlık haline geldiğini, yaşlılığımızda bizi sürekli öksürteceğini, kalp, damar ve diğer organlarımızda hastalıklara yol açacağını, hayatımızın en gerekli ve belki de en faydalı zamanında aniden bizi öldürebileceğini, sağlığımıza dokunacak kötü etkilerinden sürekli şikayet ettiğimizde bu kötü alışkanlıktan kurtulmanın artık mümkün olmayacağını, gereksiz bir israfa neden olduğunu düşündük mü?
Tütün içmenin dişlerimizi sararttığını, ağzımızda kötü bir koku bıraktığını, parmaklarımızı sararttığını, zihnimizin parlaklığını ve etkinliğini kaybettiğini, bir zevk olarak gördüğümüz bu zararlı alışkanlığın zevk halinin yalnızca ilk zamanlara özgü olup sonrasında her türlü zevkten mahrum bir kötü alışkanlık haline geldiğini, yaşlılığımızda bizi sürekli öksürteceğini, kalp, damar ve diğer organlarımızda hastalıklara yol açacağını, hayatımızın en gerekli ve belki de en faydalı zamanında aniden bizi öldürebileceğini, sağlığımıza dokunacak kötü etkilerinden sürekli şikayet ettiğimizde bu kötü alışkanlıktan kurtulmanın artık mümkün olmayacağını, gereksiz bir israfa neden olduğunu düşündük mü?
Dost bana kendimden daha yakın; bense O'ndan kadar da uzağım böyle! Ne yapacağım ben, ben O'ndan ayrıyken, O'nun benim sinemde olduğunu kime söyleyebilirim?