“British Museum’ın alacakaranlık gökyüzüne karşı yükselen o gösterişli ve heybetli silueti beliriverdi. Binanın içine hiç girmişliği yoktu Arthur’un, onun hangi gizemleri sakladığını da hep merak ederdi.
British Museum’ın bahçesinin içinde, benzerini hayatında hiç görmediği bir şey gördü; Taştan yapılmış devasa bir hayvandı bu. Bir insanın kafasına, bir boğanın gövdesine ve güçlü bir kuşun kanatlarına sahipti. Tekerlekli bir platformun üstünde duran kocaman bir ahşap çerçeveye bağlanmıştı. İki düzineden fazla işçi onu merdivenlerden yukarı çekmek ve müzenin kapılarından geçirmek için çabalıyordu.
‘Lütfen bayım. Bana bu şeylerin ne olduğunu söyler misiniz?’ diye haykırdı Arthur.
‘Beğendin mi evlat? Bunlar çok önemli arkeolojik keşifler. Koruyucu ruhlar onlar, eski insanlar öyle olduklarına inanırlardı. Sarayın muhafızları. Onlara ‘Lamassu’ denir. Burada gördüğün çift, Kraliyet Kütüphanesini koruyordu-Asurbanipal adında büyük bir kral tarafından yaptırılan kütüphaneyi. Bu anıtsal heykeller binlerce yıl boyunca yerin altında gömülüydü.
Eski şehir düşmanlar tarafından yok edilmiş. Asurbanipal’in inşa ettiği her şey moloza dönüşmüş. Değerli eserler kum tepelerinin altında kalmış. Ta ki biz İngilizler gelip onları unutulmaktan kurtarana kadar. Bu bizim keşifimizdi.
Burada gördüğün her bir Lamassu yaklaşık 5 metre uzunluğunda ve ağırlığı da 30 tondan fazla. Nasıl taşırsın bunları kıtadan kıtaya? İşte bu olağanüstü bir başarıdır. Onları tek parça halinde getirmeyi başardık.
Şüphesiz, Austen Henry Layard ve ekibi muazzam bir iş başardı.’
Bunu duyan çocuk irkildi. ‘Bu ismi biliyorum! ‘Ninova ve Kalıntıları’ kitabının yazarı o. Antik Asurluların töre ve sanatlarına dair bir inceleme ve Ezidilere ya da Şeytana Tapanlara yapılan bir ziyaretin hikâyesidir o.”
Lamassular koruyucu ruhlardı. Tek bir kireçtaşı tabakasından oyulan bu tür heykeller bir insanın başına, bir kartalın kanatlarına ve bir boğa veya aslanın iri gövdesine sahipti. Üç türün de en iyi nitelikleriyle donatılmış olan bu heykeller, insanın zekâsı ve kuşun içgörüsü ile boğa veya aslanın gücünü temsil ederdi. Başka âlemlere açılan geçitlerin bekçileriydi onlar.
Kütüphanenin girişinin iki yanında iki devasa heykel vardı: melez yaratıklar - yarı insan yarı hayvan.Lamassular koruyucu ruhlardı.
...
Başka âlemlere açılan geçitlerin bekçileriydi onlar.
Lamassu adı verilen insan başlı, muazzam kanatlı boğalar -kötü ruhları kovduğuna inanılan cinlerdi- yabancı sefirlerin, beylerin ve maruzata gelenlerin taht odasına girerken geçmek zorunda oldukları girişin her iki yanında muhafızlık yaparlar.