senin duymak istediğin "bana aitsin" cümlesinden daha farklı bir cümleyi her zaman duymak isterim. iyi ama neden özellikle bu cümle? bu cümle hiç aşkı anlatmıyor, sadece yakınlık ve geceyi çağrıştırıyor.
eğer mümkünse bu dünyada seni bir defa veya bin defa, hatta belki şimdi bile yani her an hayal kırıklığına uğratsam da çekincelerine yenik düşüp korkarak, kendini uzaklaştırma. ayrıca, bu istek yalnız sana değil, sana yönelik de değil, kime yönelik olduğunu bile bilmiyorum. çok yorgun haldeyim, perişan olmuş ciğerlerimin yorgun nefesleri bunlar.
bu havva'nın elmayı sanki hoşuna gittiği için, sadece adem'e göstermek üzere kopartması gibi bir şey. burada önemli olan ısırmaydı, elmayla oyun oynamaya izin de yoktu ama yasak da değildi.
bu arada, bu durgunluk, bu tükenmişlik, bu iğrençlik ne anlama geliyor? bunlar kıskançlıkla bağdaşır mı? hayır, bu tür şeyler ancak ölümü arzu edenlere yakışır.
çünkü seni seviyorum, seni seviyorum işte; budala, deniz dibindeki çakıl taşı nasıl sevilip sarmalanırsa ben de seni öyle seviyorum ve sana öyle bağlıyım. umarım ben de seninle denizle çakıl taşı gibi ayrılmaz hep birlikte olurum. tüm dünyayı seviyorum, sol omzunu da. hayır, doğru olan dönüp rahatça öpebilmem için sağ omzun olacaktı. ama sol göğsün de, ormandayken üstümde olan, yüzünü de, ormandayken altımda kalan yüzünü de ve çıplak göğsünün üzerinde yatmayı da seviyorum. sen bizim artık tek vücut olduğumuzu söylerken haklısın, bundan korkmuyorum ve bu aynı zamanda benim tek mutluluğum, tek gururum ve ben bu mutluluğu, bu gururu sadece ormanla sınırlandıramam.