İnsanlar bir diğerinin dinini, mezhebini veya kökünü sorun etmeden uyum içinde yaşıyorlardı, ta ki iktidar hırsı boyunu aşan bir delinin siyaset meydanına çıkışına kadar.
Kutsal Kitap anlatısı, olanca ağırlığı ve ideolojik etkisiyle kadınların dinsel cemaate ancak erkeklerin dolayımıyla dahil olabileceklerini bir tanrı buyruğunun değişmez kesinliğiyle belirler. İşte bu an Lerner'in deyişiyle, Ana Tanrıça'nın ölüp, onun yerine ataerkil düzen çerçevesinde Baba Tanrı'nın geçtiği, kadınlar için trajik sonuçları olan tarihsel bir andır.
Erkekler, gebrliğin kadın ile erkek arasındaki ilişki sonucu olduğu bilimsel keşfini yaptıktan sonra yaratma kudreti ile soyu üretme yetisi arasında ayrım yapmayı öğrendiler.bu büyük keşfin onlara sağlar gözüktüğü hakları meşrulaştırmak arzusu içinde, anasoylu kalıtımın yerine babasoylu kalıtımı geçirdiler ve babalık otoritesini güvence altına almak için de kadınların evlilik öncesinde bakireliğini, evlilik içinde ise mutlak sadakatini şart koştular.