İstanbul'un iki ayrı semti: Fatih ve Harbiye. Bir yanda içinde doğduğu değerlerin temsili, geleneklerin şekillendirdiği Şinasi; diğer tarafta içine girmek istediği dünyanın anahtarı olan modern ve zengin Macit. İki ayrı dünya arasında bocalayan, bir yaşam arayışı içindeki Neriman ve onun aracılığıyla dönemin gençlerinin arayışına ışık tutan bir anlatım...
Milli savaştan yeni çıkmış bir halk, yitip gitmekte olan Osmanlı ve yeniliklerle dolu cumhuriyet... Bu denli değişim rüzgarlarının esmekte olduğu bir dönemde haliyle bir çatışma ortamı da yaşanıyor.
1931'de yazılan bu kitap neredeyse 100 yıldır tartışılmaya devam eden "Türkiye yönünü ne tarafa çevirmeli" sorusunu, karakterlerin ayrıntılı psikolojik tasvirleri ve diyalogları aracılığıyla irdeliyor. Her ne kadar yazarın 'şark' güzellemesini okuyucuya empoze etmeye çalışması gri bir anlatımda bulunmasını engellese de kitap, içsel hesaplaşmalar ve zengin diyalogları ile okunmayı hak ediyor.
Neriman'ın çok güzel bir benzetmesi ile incelememi sonlandırıyorum:
"şarklılar kediye, garplılar köpeğe benziyorlar! kedi yer, içer, yatar, uyur, doğurur; hayatı hep minder üstünde ve rüya içinde geçer; gözleri bazı uyanıkken bile rüya görüyormuş gibidir; lâpacı, tembel ve hayalperest mahlûk, çalışmayı hiç sevmez. köpek diri, çevik, atılgandır. işe yarar; birçok işlere yarar. uyurken bile uyanıktır. en küçük sesleri bile duyar, sıçrar, bağırır."
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Yayınları · 199957,2bin okunma
“Şark da (kediler gibi) işte böyle miskin, uykucu, lapacı. Bakın şimdi (Fatih semtinde) her taraf uyuyor. Bir de şimdi Beyoğlu’na çıkın… Ortalık mahşer gibi, herkes ayakta, uyanık.”
Neriman düşündü ve bir anda şarkıların kedileri ve Garplıların köpekleri niçin bu kadar sevdiğini anladı Hristiyan evlerinde köpek ve Müslüman evlerinde kedi bolluğu Şundandı Şarklılar kediye Garplılar köpeğe benziyorlar kedi yer içer yatar uyur doğurur hayat hep minder üstünde ve rüya içinde geçer gözleri bazı uyanıkken bile rüya görüyormuş gibidir lapacı tembel hayalperest mahluk çalışmayı hiç sevmez; köpek diri çevik atılgandır işe yarar bir çok işlere yarar uyurken bile uyanıktır en küçük sesleri bile duyar sıçrar bağırır Şark ve Garbi temsil eden bu iki remiz Neriman’ın zihninde iki zıt alemi o kadar müşahhas bir hale getirdi ki epey zamandan beri kendi kendini halletmeye çalıştığı muammalarının bir çok anahtarını bulur gibi oluyordu. Zihindeki doğu batı çatışmasının en değerli kesitidir.
"Neriman düşündü ve bir anda şarklıların kedileri ve garplıların köpekleri niçin bu kadar sevdiğini anladı. Hristiyan evlerinde köpek ve Müslüman evlerinde kedi bolluğu şundandı: Şarklılar kediye garplılar köpeğe benziyorlar! Kedi yer, içer, yatar, uyur, doğurur; hayatı hep minder üstünde ve rüya içinde geçer; gözleri bazı uyanıkken bile rüya görüyormuş gibidir; lâpacı, tembel ve hayalperest mahlûk çalışmayı hiç sevmez. Köpek diri, çevik, atılgandır. İşe yarar; birçok işlere yarar. Uyurken bile uyanıktır. En küçük sesleri bile duyar, sıçrar, bağırır."
Bu kitap Milli Mücadele'de ve sonraki yıllarda alevlenen batılılışma hareketlerinin Türk tipindeki ve cemiyetindeki etkilerini incelemektedir. Kitabımızın baş karakteri Neriman'dır. Neriman, şarktan kopmamış, kopamamış bir babaya sahiptir. Fakat o zamanlarda alevlenen batılılışma hareketleri, bir genç olarak Neriman'ın ilgisini çekmiştir. Çünkü Neriman'ın gözünde şark tembel, garp çalışkandır. Garp hareketlidir, sürekli iş halinde gözükür. Itriyatta üstündür, en güzel kokular onlara aittir. Genç kızları baştan çıkarmış ve çıkaracaktır. Kitabımızda şarkı temsil eden Neriman'ın babası Faiz bey ise, kızının bu düşüncelerine şu sual ile cevap verir:
- Acaba her oturan adam tembel, her koşan adam çalışkan mıdır?
Düşünmek yapılan en zor iştir. Aslında zor olan düşünerek doğruyu bulabilmektir. Düşünmek maneviyat ve zihin gayretiyle yapılır ve terbiyesi en zor olan şey zihindir. Maneviyat daima âlidir. Şark iş yapar, zihinle yapar. Fakat şarkın yaptığı işi fark edemeyen de sonunda şarklıdır. Çünkü garp merakı, göze bir perde çeker.
Kitabımızda darülelhan önemli mekanlardan biridir. Neriman uzun yıllar tanıdığı Şinasi ile buraya eğitim görmeye gitmektedir. Şinasi kemençe çalar. Şarktır Şinasi, şarktan bir parçadır. Fakat
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,2bin okunma
Peyami Safa Fatih-Harbiye adlı bu eserini yazdığı dönemde Anadolu coğrafyasında son yüzyılın en büyük karmaşasını en büyük çatışmasını, özellikle aydın kesimler arasında yaşanmış bu çatışma, Batılılaşma hareketlerinin Türk insanı üzerinde etkisi gerçekten çok büyük bir probleme yol açmış olup Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerdeki çöküşü ve birçok alanda başarısız olması Batı’nın da bu alanlarda hızla ilerlemesi ve dünya üzerinde hakimiyetini arttırması karşısında insanlar kendi kültürlerini Batı medeniyeti ekseninde sorgulamaya başlamışlardır. Bu alanda fikir akımları olmuş ve Peyami Safa bu eseriyle Türk tarihinin yaşamış olduğu bu sorunu edebi bir dille kalıcı olacak ve örnek teşkil edecek şekilde oluşturmuştur.
Eseri, genel itibariyle ele aldığımız zaman şark ve garp yani Doğu ve Batı arasında kalan Neriman’ın öze dönüş yolundaki süreçte yaşadığı zorluklar, bu süreç içerisinde kendisiyle ve çevresiyle ne tür bir savaş içinde olduğunu görebiliyoruz. Neriman’ın bu yolculuğu üzerinden Doğu-Batı çatışması insanlar, eşyalar, hayvanlar, nesneler vs. pek çok örnekle somutlaştırılmıştır. Kitap, ilk sayfadan itibaren Neriman’daki değişimi anlatıyor ve zıtlıklar bu şekilde başlıyor. Öncelikle eser adından da anlaşılacağı gibi Fatih ve Harbiye semtleri dahi bu Doğu-Batı münakaşasının bir temsilidir. Fatih Doğu’yu yani Şinasi’yi; Harbiye Batı’yı yani Macit’i temsil ediyor. Neriman ise ikisi arasında kalmış bir karakterdir. Neriman’daki değişim Darülelhan (konservatuar)’ın alafranga kısmında olan Macit’i tanımasıyla başlıyor. Şinasi ve Neriman ise alaturka kisminda eğitim görmektedir. Macit, İstanbul’un Beyoğlu semtinde yaşamaktadır. Harbiye gibi Beyoğlu da garbın temsilidir. Macit keman, Şinasi ve Neriman ud çalar. Öyle ki Neriman artık ud çalmaktan nefret eder bir hale
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,2bin okunma
Darülelhan'ın (konservatuarın) alaturka kısmında ud eğitimi alan Neriman, mensup olmakla iftihar ettiği Doğu kültürünü çok seven babası Faiz Bey'le, on beş yaşından beri Fatih semtinde oturmaktadır. Yine bu semtte tanıştığı, babasına çok benzeyen ve Darülelhan'da kemençe eğitimi alan Şinasi ile yedi yıldır nişanlıdır. Bütün mahalle, tahammül sınırlarını zorlayan bu nişanlılık ilişkisinin evlilikle bitmesini beklemektedir. Ancak Darülelhan'da tanıştığı Macit, onun içinde yer etmiş Batılı bir hayat yaşama isteği uyandırır. Neriman Beyoğlu'nda, Harbiye'de yaşanan ışıltılı hayat tarzına imrenerek, yaşadığı evden, babasından, Şinasi'den, ve hatta doğuyu temsil ettiğini düşündüğü kendisinden bile nefret etmeye başlar. Babasıyla bir tartışmasında şark ver garbı şu şekilde tanımlar:
Şarklıların kedileri, garplıların köpekleri niçin bu kadar sevdiğini anlıyorum. Hristiyan evlerinde köpek ve Müslüman evlerinde kedi bolluğu şundandı: Şarklılar kediye, garplılar köpeğe benziyorlar! Kedi yer, içer, yatar, uyur, doğurur; hayatı hep minder üstünde ve rüya içinde geçer; gözleri bazen uyanıkken bile rüya görüyormuş gibidir;lapacı, tembel ve hayalperest mahlûk, çalışmayı hiç sevmez. Köpek diri, çevik, atılgandır. İşe yarar; birçok işlere yarar. Uyurken bile uyanıktır. En küçük sesleri bile duyar, sıçrar, bağırır.
#okudumbitti
#fatihharbiye
#peyamisafa
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,2bin okunma