Şu anda yapyalnız bir dalganın üstünde boş bir konserve kutusundan farksızsam da, senden kopmanın imkansızlığını daha bir aşkla duyuyorum. Üzerime Toroslar yıkılmış sanki. Öyle duyuyorum işte. Öyle kesin ve kudretli.
Önce şiir değil benim için. Önce sen. Bu "sen"in içine 60 kilon, kaşın, gözün, tenin, gençliğin, merhabamız, sustuğumuzda aramızda, masada, havada olan o isimsiz kesiklik, sonra senin o bulunmaz yiğit kalbin, hilesiz dokun... Hepsi, hepsi girer.
Bu dünyada saygıdeğer ve sevgili milyonlarca insan var bilirim. Hepsine de canım kurban. Ama seni kendimle bile bir tutamıyorum. Bir dostluk ve sevi peygamberi gibi, içimde ölünceye sönmeyecek bir ateş yaktın. Hani milâttan önce, sonra diye bir deyim var ya! Kızmasan, küfretmesen, "Leyla'dan önce", "Leyla'dan sonra" diye başlatıcam takvimimi. Yahu bencileyin ele avuca sığmaz bir serseriyi adam ettin be. Az şey mi sanıyorsun bunu.
Gözlerimi öptüğün bir gerçek mi? Onların dudaklarına lâyık olması için, ne yapayım bilmem ki, korkunç azaptayım. Öylesine, hûlya, kutsal ve uzaksın ki... Allah kahretsin beni.