Bâzı bâzı "Ulan Arif, mühimsin be!" diye kendimi şişirdiğim oluyor. Peşinden de basıyorum küfrü. "Hassiktir lan" diyorum. "Mühimlik, büyüklük, yaşamaya yüzde yüz hak kazanmışlık hep Leyla'da." Dilenci gibi iğreniyorum sonra kendimden. De bana, yalan mıyım?
"Nasılsın?" diye sormak, söyleyecek sözü olmadığından vakit kazanmak istemekmiş. Hiç düşünmedim. Üstelik sana söyleyecek sözümün olmaması felaket olur benimçin. Gene de sorabilirim di mi canım? İyisin, mutlusun ve güzel. Elbette, senden güzeli olamaz. Hiç değilse sen varken bu imkânsız. Sıkıysa yaratsın bakiym! De bana, doğru değil mi? De bana, şaşar mıyım? Bir bakıma cihanın en mutlu herifiyim. Seni tanıyabilmek, merhabanı almak, öyle bankerlerin, burunları Kaf dağından su içen çaput, teneke krallarının üstesinden geleceği şey değil.
tembelliğine ve bana çok geç yazmana gitgide içerliyorum ha! Sana kızılmaz oysa. Kırılınmaz. Belki de kırgınlığım kendime. Seni ve çevreni rahatsız edebileceğimi aklıma getirmeden, paldır küldür mektup yazışım bir intihardır belki de. Ödüm kopuyor Leyla. Seni kırarım, üzerim yahut bunlara sebep olurum diye.