sakın bu kitabı benim gibi reading slumptayken okumak gibi bir salaklık yapmayın aslında mid bir kitaptı ama işkenceye dönüştü içine giremedim bir türlü
Geri Giden SaatEdward Page Mitchell · İthaki Yayınları · 20211,137 okunma
Jane Austen kesinlikle en sevdiğim yazarlar arasında, yazdığı her şeyi büyülenmişçesine okuyan biri olarak bu derlemeye çok anlam veremedim. Kitap Austen'ın dört farklı romanından alınmış kısımlardan oluşuyor, arasında daha okumaya fırsat bulamadığım iki roman da vardı. Daha önce hiç yazarın kitabını okumamış biri için kesinlikle kötü bir başlangıç olur ancak Jane Austen'ın entrikalarını ve mizahını özleyenler için küçük bir hatırlatma niyetinde olabilir. Keyifli okumalarrrrrr
Kafka'nın babasına yazdığı bu mektup, aralarındaki çekişmelerin Kafka'yı küçüklüğünden bu yana nasıl etkilediği, dönüştüğü kişi olmasında nasıl büyük bir rol oynadığı ve aynı zamanda babasının Kafka'yı bulduğu her fırsatta nasıl manipüle ettiğini ve zorbaladığını konu alıyor. Zaten aralarında ne kadar mesafe olduğunu, Kafka'nın babasını asla benimseyememesini "Babama Mektup" yerine "Babaya Mektup" demesinden de çok iyi anlıyoruz. Bu mektubu ona yazdıran son olay babasının Kafka'nın evlenmek istediği kıza ailelerini kirletir gözüyle bakması olmuş ama mektup hiçbir zaman Hermann Kafka'ya ulaşamamış ne yazık ki..
Hamile karısını aldatan birinin başka birine yazdığı bu şiirleri nasıl bu kadar popülerleştirip romantize etmeyi başardı halkımız hiç bilmiyorum, şiirlerinde sözde aşık olduğu kadını sadece objeleştirmesinden de bahsetmiyorum bile zaman kaybından başka bir şey değil maalesef.
(ilk incelemem lütfen yazının ne kadar estetikten uzak olduğu konusunu görmezden gelin)
Dostoyevski'nin ne kadar harika bir yazar olduğu hakkında saatlerce konuşabilirmişim gibi hissediyorum yine. Olayları okuyucuya aktarmadan önce hazırladığı zemin, kurduğu bağlantıların hepsi çok hoşuma gitti her satırda ayrı hayran kaldım bir insan nasıl bu kadar zekice cümleler kurabilir diye kendi kendime sormadan edemiyorum.
Kitaba gelicek olursak büyük bir Dostoyevski hayranı olarak hapishane günlerinde yaşadığı sıkıntıyı, üzüntüyü, yalnızlığı, çaresizliği kısacası her türlü hissi onun kaleminden okumak beni ayrı bir yazara bağladı. Tek hayal kırıklığına uğradığım nokta Dostoyevskinin idam cezasına çarptırılması ve son dakika bu cezadan vazgeçilmesiyle ilgili en azından bir sayfa da olsa bir şeyler okumak isterdim. Yine de konu olarak herkese çekici gelmese de her Dostoyevski severinin en azından onu biraz daha iyi anlayabilmek adına okuması gerektiği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Şimdiden herkese iyi okumalar