bak şu semaya, ne görüyorsun, mailiklerden meydana gelmiş bir derya… gözlerinle onun içine girmeye çalış, o mailikleri yırtmak için uğraş, ne görüyorsun? mai… daima mai… değil mi? sonra, bak ayağımızın altındaki toprağa, ne buluyorsun? donmuş, simsiyah bir renk… of! o siyah tabakaları parçalayarak içeriye bak, in, ne kadar inebilmek mümkünse o kadar in, ne buluyorsun? o siyahlar içinde ne buluyorsun? siyah… daima siyah değil mi? işte öyle bir şey yazmak istiyorum ki yukarı bakılsa mai ve daima mai, aşağıya bakılsa siyah daima siyah…
çocuklukta hep böyle değil midir? hatıralar hava ve zaman etkisiyle yıpranmış, delik deşik olmuş bir sayfa şeklinde kalır. o zaman en çok etkileyen şeyler, hatıralar tablosunda en derin kazılır.