D

D
@lawyering
Bir kişi, restoran önünden geçiyor ve pişen hamburgerlerin kokusunu alıyor. Bir ısırık almayı hayal ediyor; neredeyse tadını bile alıyor. Diyet yapıyor ama şu anda o hamburgeri yemekten başka bir şey düşünemiyor. Bu yüzden içeri giriyor ve bir tane sipariş ediyor. İlk ısırık harika tabii ama ikinci ısırık o kadar da güzel değil. Her ısırıkla birlikte aldığı zevk azalıyor. Güya "hamburger cenneti"ne gelmişti. Niye bilmiyor ama yine de hamburgerin hepsini yiyip bitiriyor. Sonra biraz midesi bulanıyor ve diyetini bozduğu için yenilmiş hissediyor. Mekândan dışarı çıkarken aklından geçen şu oluyor: Bir şeyi istemekle sevmek arasında büyük bir fark var.
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Annemizden bebekken ayrılmak, romantik ilişkilerdeki istikrarımızı bozabilir. Bilinçdışı bir şekilde yakınlığın yok olacağından veya elimizden alınacağından korkabiliriz. Bunun karşılığında tıpkı annemize tutunacağımız gibi partnerimize tutunuruz ya da bu yakınlığın kaybolacağı öngörüsüyle partnerimizden uzaklaşırız.
Sayfa 198·Kitabı okudu
Sözlerinizdeki duygu yükü ne kadar fazla olursa, acınızın da o kadar derin olacağını aklınızdan çıkarmayın. Öfke saçan kelimelerin altında genellikle bir acı vardır. Acı sizi öldürmeyecektir. Öfkeyse gerçekten öldürebilir.
Sayfa 134·Kitabı okudu
Çocuklar olarak anne babamızın acılarıyla onlardan daha iyi baş edebileceğimizi düşünmek kibirli ve abartılı bir davranıştır. Ayrıca bu hayatın düzeniyle de uyumsuzdur. Anne babamız bizden önce varlardı. Onlar bizim ihtiyaçlarımızı karşıladı bu sayede hayatta kaldık. Bebek hâlimizle biz onlara hayat sağlamadık, onların bakımından biz sorumlu değildik. Bir çocuk ebeveynlerden birinin yükünü bilerek veya bilmeyerek üstlendiğinde kendisine verilecek deneyim fırsatlarını kaçırıyor ve yaşamının ilerleyen dönemlerinde ilişkilerinde başkalarından “almak” konusunda zorluk yaşayabiliyor. Ebeveynine bakan çocuklar, genellikle hayatları boyunca aşırı gerginlik ve alıştığı üzere bunaltıcı hisler sergiliyorlar. Ebeveynlerimizin yüklerini taşıma veya paylaşma girişimimizle, aile acısını devam ettirmiş oluruz, bizim ve bizden sonraki nesiller için mevcut yaşam gücünün akışını engelleriz.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Onlarca yıl önce (Alan Sharp’in romanı, A Green Tree in Gedde [Gedde'de Yeşil Bir Agaç]) iki bölümlü bir taşra mezarlığının tasvirini okumuştum: "hatırlanan ölüler" ve "gerçekten ölüler". "Hatırlanan ölüler" in mezarlarına bakılıp çiçeklerle bezenirken "gerçekten ölüler" in mezarları unutulmuştu: Çiçeksizdiler, yabani otlarla kaplıydılar, mezar taşları eğrilmiş ve aşınmıştı. Gerçekten ölüler, tanınmayan kadim, yaşayan hiç kimsenin görmemiş olduğu ölülerdi. Yaşlı bir insan -bütün yaşlılar- pek çok insanın görüntüsünün son deposudur. Çok yaşlı biri öldüğünde onunla birlikte pek yaşlı kişi daha ölür.
Sayfa 157·Kitabı okudu