Yüreğim ne kadar çok hata işleyip durdu;
Gözlerim fırlar gibi oldu yuvalarından,
Humma çıldırttı beni, ta can evimden vurdu.
Şimdi anlıyorum ki şerden gelen hayır bu,
İyiyi daha iyi yaparmış kötülükler
Ve yıkılmış olan aşk, yeniden kuruldu mu
Daha da gür, güzel ve yüce olurmuş meğer.
Görse bile en kaba, ya da en ince yüzü,
En çarpık yaratığı, en çok sevgi vereni,
Dağları ve denizi, geceyi ve gündüzü,
Kargayı ve kumruyu, hepsinde bulur seni.
Başka bir şey sığmaz, dolmuş seninle tıklım tıklım,
Gözümü sahte yapar gerçeği gören aklım.
Varlığım ne çekse de her canı kuşatarak
Günaha dürtükleyen iştahların elinden,
İnanma, lekelenmez can evini satarak,
Bir hiç uğruna geçmez senin zengin sevginden;
Nasıl eski kalemler güzelliği yazarmış,
El ayak dudak diye, göz diye, alın diye,
Anladım ki onlarda bir derin özlem varmış Şimdi sana kul olan güzelliği övmeye.
Onların övgüleri, bugünün kehaneti,
Hepsi seni önceden anlatmayı denemiş,
Gözleriyle eğlenmiş bilmemenin laneti,
Varlığını övmeye solukları yetmemiş.