Ve Kabil'in dedikleri, yasak meyve ardından Âdem'in diyebilecekken demediklerinin cümlesiydi.
Âdem, diyebilirdi ama demedi.
Kabil'se, diyebilirdi ve dedi.
Öyle sağlam kuruyordu ki mantığını, bu mantıktan aldığı güçle, temelden kusurlu bir davayı ayrıntıda üstün ehliyetle savunuyordu. Ayrıntıda akıllı, bütünü kavramada yetersiz. Şu haliyle açıklarda kolaylıkla yol alıp da sığ sularda dengesi bozulup kırılan okyanus dalgaları gibiydi.