Yaşarken başımızdan hiçbir şey geçmez. Dekorlar değişir, kişiler girer çıkar, hepsi bu. Başlangıçlar da yoktur. Günler anlamsızca birbirine eklenir durur: sonu gelmez, tekdüze bir ekleniştir bu.
İnsanları aldatan da bu zaten: İnsan, hikayecilikten kurtulamaz, kendi hikayeleri ve başkalarının hikayeleri arasında yaşar; başına gelen her şeyi hikayelerin arasından görür, hayatını anlatıyormuş gibi yaşamaya çalışır.
Bir ilişki artık yürümüyor ama ilişkiyi bitirmek de çok acı verici geliyorsa, kendini suçlamak işe yarar bir yöntem gibi gelir. Eğer birinin kırıcı davranmasının veya duygusuzluğunun sebebinin bizim hatamız olduğuna ikna olursak, umut beslemeye devam edebiliriz. Tek yapmamız gereken şey, kendimizi geliştirmektir. Eğer sorun bensem, bu durumda ilişkinin selameti tamamen benim elimde. Bu çözüm, özsaygımız pahasına da olsa umudumuzu yitirmemizi engeller.
Aslına bakarsanız sizin işiniz hiç kimseye terapistlik yapmak değil, tek yapmanız gereken duygularınızı dürüst ve açık bir şekilde anlatmak. Bunu yaptığınızda, elinizden geleni yapmış olursunuz.