Puan vermedi·132 syf.··
2026 16. kitabı
Qaraqan'ın yazdığı "Mələk" kitabı danışa bilməyən, danışılanı anlaya bilməyən və heç bir günahı olmayan bir Mələyin yer üzünə enməsi və sonra olanlar haqqındadır. Bildirmək lazımdır ki bu kitab cəmiyyət və onun quruluşuna, xalq və onu yaradan bizlərin iç üzlərinə tutulan bir güzgü kimidir. Qaraqan'ın daha gənc dövründə yazmış olduğu bu kitab diyaloq və hekayənin verilişi cəhətdən çox möhkəm olmasa da ölkəmizdəki ədəbiyyatın ən sərt nümunələrindən birisidir. 3 saat kimi bir vaxtda oxuya biləcəyiniz bu kitabın sonu heç gözləmədiyiniz kimi bitəcək.
MələkQaraqan · Əli və Nino Nəşriyyatı · 20122,008 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 10. kitabı
Kitab möhtəşəm idi. O qədər axıcı yazılıb ki, təxminən iki saata bitir. Mütləq tövsiyə edirəm. İnsan təbiəti haqqında həm düşündürücü, həm də öyrədici dərslər verir. Hekayənin əsas mesajı budur: İntiqam, hirs və obsesiya kimi hisslərin arxasınca getdikdə bunun bədəli həyatınız ola bilər. Romanda Ahab adlı obrazın Mobi Dik adlı balinanı ovlamaq istəyini oxuyuruq. İnsan vəhşiliyinin başlanğıcı da məhz burada görünür. Öz halında yaşayan bir balinaya hücum edən Ahab bunun nəticəsində ayağını itirir. Lakin yaşadığı hadisədən dərs çıxarmaq əvəzinə bunu intiqam məsələsinə çevirir və həyatını yalnız həmin balinanı öldürmək məqsədinə həsr edir. İllərlə davam edən bu intiqam mübarizəsi onun təkcə ayağını deyil, ruhunu da əlindən alır. Ətrafındakı insanlar zərər görür, ailəsi dağılır. Ahab bütün bunların fərqində olsa da, vaz keçib həyatına davam etmək əvəzinə obsesiyasının arxasınca getməyi seçir. Sonda isə bunun bədəlini həm canı, həm də sevdiyi və sahib olduğu yeganə şey – gəmisi ilə ödəyir. Kitabdan çıxarılan nəticə budur: İntiqam və takıntı insanın həyatını məhv edə bilər. Mövzu nə olursa olsun, hər mübarizəni qazanmaq məcburiyyətində deyilsiniz. Bəzən nə qədər çətin olsa da, buraxmağı bacarmaq lazımdır. Çünki bəzi hisslərin arxasınca israrla getmək insanın sonda özünü itirməsinə səbəb olur.
Mobi DikHerman Melville · Libra Kitab Yayınevi · 20237,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·1000 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
110 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:17
Esselamualeykum … Incelemeden cok kitabin bende biraktiklari…bu kiymetli eserin kolay kolay anlatilabilecegini dusunmuyorum… Raflarımda duran kitaplar arasında Mektûbât-ı Ma’sûmiyye’nin yeri bambaşka. Rahmetli Bayram Ali Öztürk Hocamızın Mektûbât-ı Rabbânî derslerinde bu isimleri duyduğumda içime düşen o niyet, bugün kütüphanemin en kıymetli incisi oldu. 'Nur üstüne nur'diyorlar ya, bu kitabı okurken tam olarak bunu hissettim. İnsan bazen kelimelerle anlatamadığı, sadece kalbinde bir düğüm gibi taşıdığı duygular yaşar; işte bu mektuplar o düğümü çözen, ruhu ferahlatan cinsten. İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin kıymetli oğlu Muhammed Ma’sûm Fârûkî Hazretleri'ne rahmet ve minnetle... Sanki o, yüzyıllar öncesinden bugün bizim dünyamıza, tam ihtiyacımız olan o şefkatli dokunuşu yapıyor. Bu eseri dilimize kazandıran Süleyman Kuku hocamızdan, bu kıymetli eseri titizlikle basan Çeşme Kitabevi'nden Allah razı olsun. 'Okudum ve bitti' diyemeyeceğim bir eser bu. Anlamakta zorlansamda , sadece o iklimde bulunmak, satırlardaki o Ehl-i Sünnet kokusunu içime çekmek için tekrar tekrar açacağım. Eserden gönlüme düşen şu satırlar aslında her şeyi özetliyor: “Azîz kardeşim! Kıyâmetin yaklaştığı zamandayız. Zulmetler, karanlıklar gittikçe artıyor. Dünya bu zulmetlerin girdabına gömülmüş gidiyor. Bir kahraman lâzımdır ki, böyle bir zamanda sünneti ihyâ, bid'ati imha etsin. Resûlullah'ın sünnetinin nûr ve ışıkları olmadan doğru yolu bulmak muhâldir. Resûlullah'a tâbi olmadan kurtuluş aramak kuru hayaldir.” Eğer gönlünüzde tasavvufa dair bir yer, hakikat arayışına dair bir niyet varsa, bu eseri sadece okumayın, onu bir dost gibi yanınızda taşıyın. Rabbim şefaatlerine nail eylesin… Bu eserin bereketine hürmetle... İlk inceleme benden, daha sonra okuyacak olanlara
Mektûbât-ı Ma'sûmiyye (2 Cilt Takım)Muhammed Ma'sûm Fârûkî · Alioğlu Yayınevi · 20192 okunma
Kabuğun Altında Kalanlar
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Rüveyda Şener'in ikinci kitabı Kabuğun altındaki. Edebiyat dünyasında Dilsizler Bandosu eseriyle ismini duyuran yazar, yeni kitabını bu güçlü kökler üzerinde büyütüyor. İnsanların da ağaçlar gibi tutunacak bir vatan aradığı, gövdesine kazınan isimlerle yaralandığı, her sonbahar kaybedip her bahar yeniden doğduğu gerçeğini Kabuğun Altındaki 16 güçlü öyküyle dillendiriyor. Zahmetsizce oluşturulduğunu düşündüren sağlam kurgular, bir yerlerden aşina olduğumuz karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. Eseri okurken Türkçenin parıltısıyla gözlerimiz kamaşıyor. Usta bir şoför gibi kullandığı kelimeler hikayeye istikâmet kazandırıyor. Dileriz bu velud kalem uzun yıllar yazmaya devam eder. Kabuğun Altındaki her yara ölümcül olmayabilir, yaşamak için sadece fedakarlık yapmak gerek diyerek,16 öyküyü içine alan Kabuğun Altındaki kitabının ilk öyküsü olan Bir Adım Öne'ye geçiyoruz. "Soluk soluğa uyandığı nice uykunun celladı, rahat bir vicdanınsa yargıcı olmuştu." Gaflet anları, insanın boynuna yağlı bir urgan gibi geçer ve unutmaya çalıştığı her an, her köşebaşında insanı yakalar. Öyküde de yer tutucu gencin aklında sadece baklava desenli atkıyla yer tutan bir ölü vardır. Bir gün çıkıp gelir ve katiline hesap sorar. Yazarın paylaştığı epigraftaki gibi zaman ölüleri gömer ve ansızın önünüze atacağı anahtarı kendinde saklar. Kumda Aslan Pençeleri; grafoloji denilen el yazısı üzerinden kişilikleri okuma ilmine yönelik, şizofreni özelliği gösteren bir ruhun hezeyanlarını ele alıyor. Yazarın psikolojik danışman olması karakterin paranoid hayallerinin anlatımını güçlü kılarken çağımız insanına da ayna tutuyor. Diploma, kurs, eğitim, kamp, etkinlik peşinde koşan buna rağmen arzu ettiği yaşama kavuşamayan modern insan çıkmazlarına... Üstelik belgeler çoğalsa da elalemin ilk basamağı
Edebiyat
Kabuğun AltındakiRüveyda Şener · Şule Yayınları · 20259 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 51. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 16:49
#okudumbitti YAZAR: MEHMET RAUF YAYIN: PUSLU YAYINLARI Herkese merhabalar bugün sizlere Mehmet Rauf'un kaleminden çıkan genç kız kalbi adlı eseriyle geldim. Yazarı daha önce Eylül adlı eseriyle tanıyordum fakat yazarla ilk kez bu kitapta tanıştım ve Pervin'in hikâyesi uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir hikâye oldu. Şimdi gelelim konusuna. Pervin, hayata ve aşka dair tertemiz hayalleri olan, ince ruhlu bir genç kız. Büyük umutlarla geldiği İstanbul'da ise hayallerindeki dünyayı bulamıyor. Çünkü ne şehir onun düşlediği kadar güzel ne de insanlar onun kalbi kadar zarif. Etrafında gördüğü ilişkiler ve evlilikler, onu ruhuna dokunabilecek gerçek bir aşkı aramaya daha da fazla itiyor. Kitap boyunca en çok Pervin'in yalnızlığına üzüldüm. Kalabalıkların içinde bile kendini ait hissedemeyen, anlaşılmayı bekleyen bir genç kadının sessiz kırgınlığı sayfalara çok güzel yansıtılmış. Ayrıca kadın olmanın zorluklarına dair yapılan tespitler de aradan geçen zamana rağmen hâlâ düşündürücü. Ve sonra Behiç Bey... Pervin'in kalbini heyecanlandıran, ona umut veren adam. Ancak Pervin'in hayallerini süsleyen bu aşk, zamanla büyük bir hayal kırıklığına dönüşüyor. Onunla birlikte ben de umutlandım, onunla birlikte hayal kırıklığı yaşadım. Bu kitap benim için sadece bir aşk hikâyesi değil; hayallerle gerçeklerin çarpıştığı, insanın kalbinde buruk bir iz bırakan Pervin'in hikâyesiydi. #ALINTILAR Düşünmüyorlar ki kader, bizim kendi hareketlerimizin yanlışlığına kendimizin verdiği bir isimdir. Ben de dünyada en büyük mutluluğun yalnızca sevmek ve sevilmekte olduğuna İnanırım. " Çünkü yaşamak için hayat lazımdır, hayal değil!"
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Puslu Yayıncılık · 202410,1bin okunma
8/10
·301 syf.··
2025 14. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2025 19:27
ŞEHADET İNCİLERİ - PEYGAMBER ÇİÇEKLERİ HZ. HASAN VE HZ. HÜSEYİN ( RADIYALLAHUANHÜMA ) ​MUSTAFA NECATİ BURSALI ÖNSÖZ Bütün âlemleri yoktan var eden, varlığından bizleri haberdar eden, kullarından mü’minlerin kalp gözlerini açan, marifetinin nûru ile onları Rıza-i Bârisine erdiren Allah’a hamd ederim... Salât ve selâm, tek katresinin hacminde bin umman çalkalanan ve tek zerresinin menşurunda bin kâinat yüzen Kevser Havuzunun sahibi Allah’ın Sevgilisi, İki Cihanın Efendisi Cenâb-ı Ahmed’e ve O’nun Âl-i Ashabına olsun... Bu küçük eserimde cennet çiçeklerinden ıtırlar koklatmak en büyük dileğimdir. Bizzat Sonsuzluk Nebisinin: هُمَا رَيْحَانَتَيَّ مِنَ الدُّنْيَا “Onlar (Hasan ve Hüseyin), dünyada ikigülümdür.” Buyurduğu Peygamber güllerini koklamak ne devlettir. Onları gönül coşkunluğu içinde sevmek mü’minlerin saadet baharıdır. Allah’ın Resûlü, o solmaz çiçekleri tertemiz kucağında taşımış, mukaddes omuzlarına alıp gezdirmiş, kâh gönül coşkunluğu ile yanaklarından öpmüş, kâh altın saçlarını tel tel okşamış, kâh mübarek elleriyle küçücük ağızlarına lokmalar vermiş, kâh dizine çıkarıp hoplatmıştır. HZ. HASAN (R.A.) VE HZ. HÜSEYİN (R.A.) SÜT ANNE Hazret-i Hasan doğunca, Nebiyy-i Muhterem, amcası Abbas hazretlerinin zevcesi Ümmü Fadl'ın evine gitti. Ümmü Fadl, Kâinatın Efendisini heyecan içinde görünce sordu: “Ey Allah’ın Resûlü! Telaşınızın sebebi nedir?” “Hayırdır inşaallah. Fâtıma’nın bir oğlu doğdu. Sen, ona da Kusem’in sütü ile emzir!” “Peki, ey Allah’ın Resûlü!” Ve bir müddet Hazret-i Hasan’ı, Ümmü Fadl emzirdi... Peygamber çiçeği Hazret-i Hasan (radıyallahü anh) güler yüzlü, melek huylu, tatlı bakışlı, altın saçlı, gümüş bedenliydi. Allah'ın Sevgilisi onun hakkında, “Amcası Hazret-i Musa aleyhisselâmdan mirastır!” buyurmuşlardır. Esmâ binti Umeys der ki: “Hasan
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (Radiyallahu Anhüma)Mustafa Necati Bursalı · Çelik Yayınevi · 2016119 okunma