Tess'ı süzüyor, zerre kıskançlık duymadan, içtenlikle konuşuyordu. Kendi duygu ve düşüncelerini bir yana atmış olan Izz'in de başka türlü davranması olanaksızdı. Zaten kin ve rekabet gibi değersiz kadınca duyguları garip bir şekilde alt eden bir güç vardı Tess'te; hemcinslerinin üzerinde yarattığı sevgi ve anlayış her zaman o denli büyük olurdu ki birazcık vicdanı olan kimsenin ona karşı düşmanca davranması beklenemezdi.
Onu böyle yapmaktan alıkoyan ise ne Tess’i küçümsemesiydi, ne de şu anda Tess'in içinde bulunabileceği ruh haliydi. Izz’in de doğruladığı gibi Tess onu gerçekten sevse bile bu bir şeyi değiştirmiyordu. Gerçekler olduklan gibi duruyordu. İşte buydu onu karısına dönmekten alıkoyan.