Ve ben, (yumuşak, güçsüz, müstehcen, sindirim yapmakla meşgul, kara düşüncelerle salınan) ben de fazlalıktım. İyi ki hissetmiyordum bunu, daha çok anlıyordum. Ama içim rahat değildi, hissetmekten korkuyordum. (Hâlâ korkuyorum, beni ardımdan yakalayıp bir deprem dalgası gibi havaya kaldırmasından şu an bile korkuyorum.) Şu gereksiz varoluşlardan hiç olmazsa birini ortadan kaldırmak için canıma kıymayı düşündüm belli belirsiz. Ama ölümüm bile fazlalık olacaktı.
"Hiçbir şey değişmedi fakat yine de her şey başka bir biçimde var olup gidiyor. Anlatamıyorum. Bulantı'ya benziyor bu, ama aynı zamanda tam tersi: Sonunda başımdan bir serüven geçiyor. Kendimi sorguya çekince bunun, kendim olmaklığım ve burada bulunmaklığım olduğunu görüyorum. Geceyi yarıp geçen ben'im. Bir roman kahramanı gibi mutluyum."