Yazarın umudu, bu ciltteki sosyalist çalışmaların bazı kapitalist zihinleri azıcık aydınlatacağıdır. Kapitalistlerin önce ve her daim bilmesi gereken, sosyalizmin insanların eşitliği üzerine değil, eşitsizliği üzerine kurulu olduğudur. Sonra bilinmelidir ki, sosyalizm mümkün hale gelmeden hiçbir ruh temiz doğmayacaktır. Sosyalizmin olması gerekeni değil, var olanı sorun edindiği de bilinmelidir. Uğraştığı malzeme bildiğimiz insan çamurudur; o ki hatalı ve zayıf, aşağılık ve küçük, gülünç ve çekişkili, hatta acayiptir; bununla beraber daha değerli ve tanrısal şeylerin parıltı ve ışıltısını taşır, kimi zaman faydalı ve cömert olmayı da bilir ve iyilik yapmak, özveride bulunmak ister. Vicdanı amansız bir kararlılıkla adil olanı talep eder- ne fazla ne eksik, sadece adil olanı.
Burjuva zihninde sınıf mücadelesi dehşet verici, korkunç bir şeydir; oysa sosyalizm tam da budur -mülksüz işçilerle mülk sahibi efendileri arasındaki, dünya çapında bir mücadele.
Philosophy of Style’ı okuyun. Düşünce, güzellik, duyum ve heyecanı, beyaz kâğıt üzerindeki siyah sembollere dönüştürmek için gereken karmaşık ve çok çeşitli işlemleri öğretmiştir bana, bu semboller okuyucunun gözünden beynine geçmekte, beyin tarafından benimkilere büyük ölçüde uyan düşünce, güzellik, duyum ve heyecanlara dönüştürülmektedir.
Oudia’nın Signa’sını okuyun. Öykü şöyle başlar: “Sadece küçük bir delikanlıydı.” Küçük delikanlı bir İtalyan köylüsüdür. Bütün İtalya’da tanınan bir sanatçı haline gelir. Bunu okuduğumda, yoksul bir Kaliforniya çiftliğindeki küçük bir köylüydüm. Okuduğum öykü, dar ufkunu genişletti; cüret ettiğim takdirde dünyadaki her şey mümkün olacaktı.Cüret ettim.