Hayat, besin ve sığınacak yer bulma meselesiydi. İnsan, besin ve sığınacak yer için bir şeyler satıyordu. Tacir ayakkabılarını, politikacı insanlığını, birkaç istisna dışında halkın bütün temsilcileri de insanların güvenini satıyordu. Hemen hepsi şereflerini satmaktaydı.
Emeğimin tam karşılığını asla alamadım. Konserve imalatçısının kızını arabasında giderken izler, o arabanın biraz da benim kaslarım sayesinde lastikleri üzerinde ilerleyebileceğini düşünürdüm. Fabrikatörün oğlunun üniversiteye gittiğini görür, onun biraz da benim kaslarımın getirdiği parayla bu şarap ve dostluk ortamını tattığını bilirdim.
O günden sonra başka kapitalistler tarafından merhametsizce sömürüldüm. Güçlü kaslarımla onlara para kazandırırken, benim yaşantımda hiçbir değişiklik olmuyordu.
Bir gece Çinli balıkçılarla birlikte bir yapmaya katıldım. Yaptığım hırsızlıktı, kabul ediyorum; ama kapitalizmin ruhuna tamamen uygundu. Kapitalist; vergi indirimleri, güveni kötüye kullanma ya da senatörler ve yüksek mahkeme yargıçlarını satın alma yoluyla hemcinslerinden çalar. Ben biraz incelikten yoksundum. Tek fark da buydu.