“Peki böyle bir durumda Buda ne derdi?”
“Gerçeğin kişinin ruhunda olduğunu, yanıtın da orada bulabileceğini.”
“Peki ya bulamazsam?”
“O zaman yeterince bakmamışsın demektir.”
“Bazen elimizin altındaki bir şeyi bulmak, için onu uzaklarda aramamız gerekir”.
“Belki de bir şeyi gerçekten istediğimize karar vermek için denemekten yılmamak gerekir.”
“Ama çok geç kalmışsak.”
“Bazen...”
Bazı bazı anılardan kaçamayız. Her nereye gidelim, ne kadar uzaklaşırsak uzaklaşalım sevsek de sevmesek de onları da yanımızda götürürüz. Bu anılar iyi ve kötü anlarımızda ya peşimize takılıyorlar ya da bize eşlik ederler. Biz bazen mutlu ederler. Bazen de dehşete düşürürler. Gece gündüz demeden.
Mutluluk yüreklerimize şöyle bir uğrayan, gelip geçici bir misafirdir. Kalıcı, sadık bir dost değil. Güvenebileceğimiz biri de. Hiçbir yerde nihai mutluluk yoktur.
“Yalnızlık en ağır cezaydı. Çok sayıda taşıyıcının ve askerin ölümünü gördüm. Can vermeden önce konuşma gücü bulanların hepsi birilerini umutsuzca yanlarına çağırırlardı.”