Veysel Şahan

Veysel Şahan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·264 syf.··
2021 77. kitabı
Özkan Gözel
9/10 · 46 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·192 syf.··
2021 76. kitabı
Her insanın doğaya olan tutkusu, yaşadığı binaların ve çalıştığı ortamın negatifliğine karşın huzur bulmak veya kafayı dağıtmak adına oluşmuştur. Veya bir hafta sonu “değişiklik olsun” mantığıyla sosyalizmden uzak, yürüyüş yollarında; doğaya baktıkça insandan uzaklaşılan hayatın olumlu etkilerini görmek adına da düşünülmüş olabilir. Veyahut benim benimsediğim ve uzun süre öncesine kadar bilmediğim, stoacı felsefenin özünde olan “insan hayatının doğaya yatkınlığı ve doğaya uygun yaşam” mantığının kurulabileceği; doğayı insan hayatında akışta olan şeylerle değerlendirerek, yaprak kıpırdasa bile yaşamla bir bağ kurulabildiği noktalarıyla görerek yaşamakta olabilir. Bunlar bir kaç varsayım olduğu gibi, Zenon’un edilgen olan töz yani madde ile etken olan tözün içindeki akıl yani tanrıyla uyumlu hale getirdiği ve her parçanın doğayla olan uyumunu; Yunancada “çatısı olan kolon, sundurma vs” anlamına gelen Stoa okulunda aktarmasıyla başlamıştır Stoa Felsefesi. Erdem, ahlak, doğa gibi insanın en özünde yatan karakterize özelliklerini bu öğretiye dahil edip; şan, şöhret, ekmek, aş gibi insanı somut olarak mutlu edecek şeylerden uzak kendini bulma yoluna adamanın adıdır Stoa. En ufak mantıkla kurulamayacak, evrilemeyecek, uyarlanamayacak herhangi iki uç kavramın; çatışmayacağı veya özünde olan özdeşleşme olgusunun yaşanmayacağı tek bir an dahi olmayacaktır. “Zenon'a göre candan ve akıldan yoksun olan bir şey canlı ve akıllı bir şey yaratamayacağı için dünya hem canlı hem de akıllıdır. Hiçbir şeyin dünyadan daha iyi olmadığı düşüncesi de dünyanın akıllı olduğu varsayımına dayanır. Doğa da böylesine akıllı ve canlı olan, kendisinden daha iyi hiçbir şeyin olmadığı dünyadaki düzenin adı olduğuna göre, o hâlde doğaya uygun yaşamak insanın amacıdır.”
Stoa Felsefesinin Kuruluş FragmanlarıKleanthes · Albaraka Yayınları · 202186 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2021 75. kitabı
Tanım gereği gördüğümüz insanları analiz etmemiz gerektiğinde; yüzlerinin, karakterleriyle örtüştüğünü ve üstüne bunu yapmamıza olanak sağlayan şeyin “insan sarrafı” olmamızdan kaynaklandığını söyleriz. 27 yıldır yaşıyorum ve sanıyorum ki ben de bir insan sarrafıyım fakat insanların yüz çizgilerinden kişiliğini değil; kaz ayaklarının çıkmasından yaşlılığını çözebiliyorum henüz :) Sosyal çevrede gördüğümüz hatların; ekran karşısına yansıması da insanın yaşanmışlığıyla değil oyunculuğuyla alakalı bu noktada. Bundandır ki hüznü paylaşan detaylar daha ilgili gelir insana. İnsan her şeyden mutlu olabiliyorken, ekran karşısında hüznü hisseden; onu kendi hayatında yer etmesiyle şekillendirmeyi hedefler her zaman. Bu olası durum da ekranda olan her şey; insanı, mutlulukla değil hüzün ile birleşmesini hedefler. Ve yine bundandır ki, herkesin güldüğü şey ile kısmi değişkenlik gösteren hüzün sahnelerinde daha duygusal karakterlerin gözü dolmuştur. Bergman bu duyguların beyaz perdedeki anlamını yazmış ve izlemeyenler için, her sahnede bizzat aktarmıştır. Sevgiler…
Sinematografi İnsan YüzüdürIngmar Bergman · Agora Kitaplığı · 201299 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2021 74. kitabı
Tek bedene ait tek bir ruh. Ömrümüzün sonuna dek bu sorumluluğun hükmü, kullanmak üzere bize verilmiş. Fakat insanı normal bir tanım ile bir form dahilinde kabul etmeden; alışagelmiş ve herhangi bir öğretiyi kabul etmeden klişe bir yaşam ile devam ettirmiş olan, insan. Yaşıyoruz ama neden yaşadığımızı, amacımızın; yaşantımıza olan etkisini düşünmeden, hatta bir amaç edinmek yerine yine herkesin yaptığını yaparak aynı ahlak ile çatışıyoruz. Bu kabul edilemez gerçeği insanın benimsemiş olduğu duygular ile hayatına dahil ediyoruz. Bir şeyi öğrenme gayreti olmayan insan; hiçbir şey bilmediği halde nasıl olur da kendini öğrenebilir? Bunu sorgulamak lazım. “İnsan felsefesinin sorun haline dönüştürdüğü "insan nedir?" sorusu insan var olduğu andan itibaren onun zihnini meşgul eden sorunların en önemlilerinden biri olmuştur. Bu soru ile insan kendisini merkeze alır. İnsanı tanıma açısından bu önemli bir çıkış noktasıdır. Zira insandan hareket edilmesi gerektiğini vurgulamayan neredeyse hiçbir düşünce biçimi yoktur. Çünkü Goethe'nin dediği gibi "Insan kendini yalnızca insanda tanır." Bu nedenle hem felsefi hem bilimsel hem de dini yaklaşımlar insanı tanıma ve onun neliği, gerçekliği ve maddi unsurları üzerine görüş sahibi olma arzusunu her zaman devam ettirmişlerdir. Öncelikle insanı bilme yani insanın kendi kendisini bilme durumu gerçekleşmeden, insanın başarılarını ve geleceğe yönelik beklentilerini açıklamak olanaklı değildir. Ayrıca insanın hem kendini hem de kendi dışındaki dünyayla olan ilişkisini anlama ve anlamlandırma çabası da bu sorunun dışında düşünülemez.”
İnsan FelsefesiMüslim Akdemir · Birey Yayınları · 201127 okunma