O birkaç cümle bazen infiale sebep oluyor. Arkasını toplamam günlerimi alıyor. Bir şey dememiştim hâlbuki sadece daha fazlasını taşıdığım düşüncelerimden hafif bir esinti. O bile kasırgaya dönüşüyor. Kalan kelimelerimi de kaybediyorum.
*Eğer anılar dostlar arasında defalarca ve tekrar tekrar anılmazsa, uçup gider. 28
*Gene de saatini bir başkasının bileğinde görmek ona tuhaf bir rahatsızlık verdi.
*Dünyayı, tıpkı yirmi yıl sonra mezarından çıkan bir ölü nasıl bulursa, öyle bulduğu izlenimine kapıldı: ölü, yürümeyi unutan çekingen ayağıyla toprağa dokunur: yaşadığı dünyayı çok zor tanır, ama durmadan hayatının kalıntılarına takılıp tökezler: pantolonunu, kıravatını, onları çok doğal olarak paylaşan canlıların bedenleri üzerinde görür; her şeyi görür ve hiç bir şey talep etmez: ölüler utangaçtır.
*Ardımızda bıraktığımız zaman daha geniştit, bizi geri dönmeye çağıran ses daha karşı konulmazdır. 56
*Geride bıraktığımız hayatı, karanlıktan çıkıp
gelmek, bizden şikayet etmek, bizi yargılamak gibi kötü huyu var.
*Bugün hala şiir okunuyor mu? 110
*Ama insanlar birbirlerini sık sık görünce, birbirlerini tanıdıklarını sanıyorlar. Birbirlerine soru sormuyorlar ve bundanda yüksünmüyorlar. Birbirleriyle ilgilenmiyorlar, ama tamamen masumca..
*Belli bir yaşa gelince tesadüfler büyüsünü kaybeder. (119)
*Kimseyi ilgilendirmeden hayatın içinden geçip gitmek; dinlemeden konuşmak, merhamet uyandırmadan acı çekmek yani daha sonra kendisinin gerçekten yaşadığı gibi yaşamak. 119