O aile ortamı içinde ilkel bir nostalji hissiyle her ilişkinin doğasında var olan zorluğu fark ettim; yeni bir insanı tanımak, ona kendini anlatmak, alışmaya çalışmak. Chloe'de bulabileceğim tüm farklılıkları düşünmenin yarattığı korkuydu belki bu, onun bir öteki olması, dünya görüşlerimizin örtüşmeyebileceği gerçeğinden kaynaklanıyordu.
Chloe'nin ayakkabıları, ilişkinin ilk döneminde fark edilen ve içsel fantezilerle dışsal gerçekler arasında kalan yanlış notalardan yalnızca biriydi. Onunla geçirdiğim her gün, yabancı bir ülkeye uyum sağlamak gibiydi. Kendi geleneklerimden, kendi tarihimden ayrıldıkça yabancı düşmanlığına kapılıyordum.
Chloe ile aramızda hoş benzerlikler bulmuştuk ama Mart ayının ortalarında yeni aldığı bir çift ayakkabıyı gösterdiğinde onun belki de Zeus'un acımasız darbesiyle benden ayrılan öteki yarım olmadığını ilk kez düşündüğüm tarihi bir kenara yazdım. Bu ayakkabı meselesi öylesi bir karara varmak için belki çok küçük bir neden gibi görünecek. Fakat ayakkabı, psikolojik farklılıklara kadar uzanan önemli bir estetik simgeydi bana göre.
Hasan-ı Basri şöyle derdi:
"Nice kardeşlerim vardır ki, onları annem doğurmamıştır."
Bunun için, "Yakınlık sevgiye muhtaçtır. Sevgi ise, yakınlığa muhtaç değildir." denilmiştir.