“Kabil senin anımsadığın yer değil”
“Biliyorum duydum” dedim
Ferit bana, duymakla görmenin aynı şey olmadığını belirten bir bakış fırlattı. Ve haklı çıktı. Çünkü Kabil nihayet karşımda belirdiğinde Ferit’in bir yerlerde yanlış yola saptığı duygusuna kapıldım; hayır bundan kesinlikle emindim. Ferit yüzümdeki şaşkınlığı aptallaşmış ifadeyi daha önce defalarca görmüş olmalıydı, buraya taşıdığı yolcuların arasında Kabili uzun zamandır görmemiş olanlar vardı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ama o yaz öğretmenimin İranlılar hakkında söylediği bir şey aklıma takılmıştı; bir eliyle sırtını sıvazlarken, ötekiyle seni soyabilen, tatlı dilli düzenbazlar, demişti .
Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar hırsızlığın çeşitlemesidir... Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun.
Kendisine ait olmayan bir şeyi alan insan, bu ister bir can olsun isterse bir dilim nan adiliktir. Çalmaktan daha kötü bir suç yoktur.