Yine özgürüm, ama bu bir histen ibaret;; özgürlük, sorumluluklarımın bittiği anlamına değil, kendim için en iyi olanı seçebileceğim -ve kendimi ona adayabileceğim- anlamına geliyor.
Zafer ile yenilgi zırhlı birliklerin megatonlarca bombanın ya da füze başlıklarının sayısının belirlediği şeyler değildir. Bunlar etkenlerden yalnızca biridir, kuşkusuz büyük bir güç için vazgeçilmezdir bu etken, ama kesinlikle yeterli değildir. Her türlü çatışmada bireyler, gruplar, devletler arasındaki çatışmalarda bir çok etken devreye girer, bunların kimisi fiziksel güçle, kimisi ekonomik kapasiteyle, kimisi de manevi etki ile ilgilidir. Sovyetler birliği konusunda onun manevi açıdan değerini yitirdiği, ekonomik anlamda da güçsüzleştiği açıktır, bu da o olağanüstü askeri gücünü etkisiz kılmıştır.
İşlerin bu hale gelmesinde Amerika ile İsrail’in bir sorumlulugu yok mu diye sorulabilir bana. Var kuşkusuz; ama bu, Arap alemi için, değersiz bir mazeret. Bugün gözümüzün önündeki Irak örneğini alalım yine. Amerikan işgalcilerin istikrarsız tutumunun bu ülkede cemaatler arası şiddete katkıda bulunduğuna inanıyorum hatta böylesi bir ahlaksızlık bana dehşet verici gelse de Washington’daki ve birtakım başka yerlerdeki ne tür felaketlere yol açabileceklerini bilmeyen büyücü çıraklarının bu kan gölünden kendilerine çıkar sağladıklarını bile kabul edebilirim. Ama bir Sünni militan, Şii ailelerin gittiği bir pazar yerini havaya uçurmak üzere bomba yüklü bir kamyonun direksiyonuna geçince ve bu katil, bazı fanatik vaizler tarafından “direnişçi”, “kahraman” ve “şehit” olarak adlandırırılınca başkalarını suçlamak artık hiçbir işe yaramaz, asıl vicdan muhasebesi yapması gereken, Arap alemidir. Neyin savaşını vermektedir? Hala hangi değerleri savunmaktadır? İnançlarına nasıl bir anlam yüklemektedir? Peygamberin şu sözü bilinir: “insanların en iyisi insanlara en çok yararı dokunandır“ bugün bireylerin, liderlerin, halkların kendi içlerinde sorgulamaları gereken güçlü bir söz: başkalarına ve kendimize ne getirmekteyiz? İnsanlara nasıl yarar sağlıyoruz dinde yeri olmayan ayrılıkların en büyüğü intihara götüren umutsuzluktan başka kılavuzumuz var mı?