Ünlü Dr. Spock'ın aşırı bir Rousseau'cukla Freud'dan esinlenerek ileri sürdüğü öğüt şu: tabiatın gidişine saygı gösterin, fiske bile vurmayın çocuklara. Yoksa... Sayın doktor, görülmemiş bir başarı kazandıktan, 1946 da yayımlanan kitabı Amerika'da yirmi milyon sattıktan ve çeşitli dillere çevrildikten sonra, 1974 de 70 ini aşmış bir insan olarak halkın huzuruna çıkıp yanılmışım diyordu... boşluk emperyalizminin bir başka biçimi olan bu ipsiz sapsız pedagoji, hippileri, hapçıları, toplum-dışıları türetmişti bol bol
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Okuyan gençlik düğüne gider gibi ölüme koştu, sosyalizm uğruna. Bilmiyordu ki,
1) Hiç bir düşünce bir ülkeden ötekine olduğu gibi aktarılamaz.
2) İnsan düşünce için değil, düşünce insan içindir.
3) Batan bir ülkeyi bir anda kurtaracak hiç bir sihirli formül, yani izm yoktur.
4) Avrupayla aramızda aşılmaz bir duvar var. Doğu, kapitalist için de, sosyalist için de sömürülecek bir alandır. Doğulu ise, bir yarı insan, şüpheli bir yandaş, tek kelimeyle düşmandır.
5) Zilletten kurtulmanın yolu haysiyetimizi ispattır. Haysiyet, şuur ve fedakârlık demek. Şuur hiç bir kiliseye bağlanmamak, her vesayeti reddetmek, kapılarını her ışığa açmak demektir. Fedakârlık ise inandığı değerler uğruna her çileyi göze almak, hattâ ölümü bile. Saygıya lâyık insan kendi kafası ile düşünen ve düşüncesini haykırmaktan çekinmeyendir.
Bize Gelince:
Ondokuzunca asra kadar, Osmanlı ülkesinde bir ortak şuur vardı: İslâmiyet. Vahye dayanan bir hakikatler bütünü. O cihanşümul dinin izahı, yorumu ve yayılması için binlerce düşünce ve duygu adamı ömrünü harcamıştı. Bütün bir içtimaî nizamın temeliydi İslâmiyet. Sosyal bir sınıfın veya bir kavmin değil, ümmetin inançlarını dile getiriyordu. Ayıran değil, birleştirendi. İnananlar kardeştiler. İnananlar, yani insanların hepsi. Tek Allah, tek kitap, tek hakikat, tek halife, tek dünya. Yunus'un mısralarını kanatlandıran imanla, Mesnevî'deki pırıltılar aynı ezelî nurdan. İslâmiyet Süleymaniye'de kubbe, Itrî'de nağme, Bâkî'de şiir.