Özlem DALGIN

Eğitime Adanmış Bir Hayatın İzleri
Puan vermedi·169 syf.··
2026 32. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 14:19
Kitabı okurken kendimi sadece bir biyografi okuyor gibi hissetmedim. Sanki bir öğretmenin hayat yolculuğuna tanıklık ediyor, eğitim anlayışının nasıl bir karakter ve ahlak meselesi olduğunu yeniden düşünüyordum. Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey, Mahir İz’in öğretmenliği yalnızca bir meslek olarak değil, bir gönül işi olarak görmesiydi. Öğrencilerine yaklaşımındaki samimiyet, kültüre ve dile verdiği önem, eğitimde insan yetiştirmenin ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu bana bir kez daha hatırlattı. Okurken sık sık şunu düşündüm: Bir öğretmenin gerçek mirası, anlattığı konular değil; öğrencilerinin hayatında bıraktığı izdir. Mahir İz de tam olarak böyle bir iz bırakmış. Onun eğitim anlayışında bilgi kadar ahlak, edep ve şahsiyet de önemli bir yer tutuyor. Ben bu kitabı okurken hem geçmişin eğitim dünyasını gördüm hem de bugünün öğretmenliği üzerine düşünme fırsatı buldum. Eğitimle ilgilenen herkesin, özellikle öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının bu kitabı okumasının çok kıymetli olacağını düşünüyorum.
Eğitime Adanmış Bir Ömür: Mahir İzİdris Topçuoğlu · Ketebe Yayınları · 2022406 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·112 syf.··
2026 26. kitabı
Bu kitabı hem bir öğretmen hem de bir ebeveyn gözüyle değerlendirmek istiyorum. Çocuklarla kurduğumuz ilişkilerde en hassas konulardan biri onların duygularını anlamak ve doğru şekilde ifade edebilmelerine destek olmaktır. Bu kitap, çocukların duygusal dünyasına oldukça sıcak ve anlayışlı bir pencereden bakıyor. Küçük dinozor karakterler aracılığıyla çocukların korku, öfke, üzüntü ve mutluluk gibi temel duyguları tanımalarına ve bu duyguların normal olduğunu fark etmelerine yardımcı oluyor. Bir öğretmen olarak kitabın sınıf ortamında kullanılabilecek çok güçlü bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Hikâyelerde yer alan durumlar, öğrencilerin günlük yaşamda karşılaşabilecekleri olaylarla örtüşüyor. Bu da rehberlik çalışmalarında, sınıf içi sohbetlerde ve değerler eğitimi etkinliklerinde kitabı oldukça işlevsel hale getiriyor. Çocukların kendilerini daha rahat ifade etmelerine ve empati becerilerini geliştirmelerine katkı sağlıyor. Bir ebeveyn olarak baktığımda ise kitabın en kıymetli yönünün, çocukla duygular üzerine konuşmayı kolaylaştırması olduğunu düşünüyorum. Bazen çocuklar ne hissettiklerini anlatmakta zorlanabilir , bu tür hikâyeler ise konuşmak için güvenli bir alan oluşturuyor. Kitap sayesinde ebeveynler çocuklarının yaşadığı duyguları daha iyi anlayabilir ve onlara nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda fikir edinebilirler. Dilinin sade ve akıcı olması hem çocukların dikkatini canlı tutuyor hem de yetişkinler için anlaşılır bir rehber niteliği taşıyor. Aynı zamanda kitap, sadece duyguları tanımlamakla kalmayıp bu duygularla baş etme yollarını da göstermesi açısından oldukça değerli. Genel olarak değerlendirdiğimde bu kitabın, çocukların duygusal farkındalığını artıran, empati becerilerini destekleyen ve hem okulda hem evde duygular üzerine
1000Kitap
Küçük Dinozorların Büyük DuygularıSwapna Haddow · Timaş Çocuk Yayınları · 202466 okunma
Her şerde bir hayır vardır! :)
Puan vermedi·240 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 14:59
​Bu kitabı okumak benim için inanılmaz keyifli ve bir o kadar da sarsıcı bir deneyimdi. Dün başladım ve bugün bitti, akıcılığı sayesinde elimden bırakamadım. Ancak bu hızın yanında, yer yer durup derin derin düşündüğüm, hatta bazı sahnelerde tetiklenip ara vermek zorunda kaldığım bir eser oldu. ​ ​İncelemeye Joanna karakterinin analizinden başlamam gerekiyor. Joanna, evlilik öncesindeki sorunlu ilişkilerinden itibaren aslında hep bir "arayış" içinde. Kitabı dikkatli okuduğumuzda, tüm kritik dönemeçlerde onun kararlarını görüyoruz: *​Evlenmeye o karar veriyor. *​Çocuk sahibi olmaya o karar veriyor. *​Gitmeye, terk etmeye o karar veriyor. *​Ve sonunda geri dönüp tekrar anne olmayı istemeye de yine o karar veriyor. ​Tüm bu süreçte aslında "tamamlanmamış" bir kadın figürü izliyoruz. Kendini bulmaya, eksik parçalarını birleştirmeye çalışırken hatalar yapıyor, savruluyor ama hep bir özne olma çabasında. ​Erkek karakterimiz Ted ise başlangıçta her şeyi bir şaka ya da geçici bir buhran sanıyor. Eşinin birkaç gün içinde geri döneceğini düşünürken, kendini oğluyla yapayalnız ve belirsiz bir sürecin içinde buluyor. Ted'in bu süreçte yaşadığı zorunlu ama bir o kadar da hayati dönüşüm, babalık kavramının sadece "eve ekmek getirmek" olmadığını kanıtlar nitelikte. Kitap; eş olmayı, ebeveynliği ve en önemlisi "kendimiz olmayı" sert bir şekilde sorgulatıyor. Modern evliliklerde çiftlerin birbirini ne kadar duymadığını, görmediğini ve yok saydığını acı bir şekilde fark ediyoruz. Evliliğin sadece bedensel olarak aynı çatıyı paylaşmak olmadığını; duygusal paylaşım, anlayış ve yan yana durma eksik olduğunda o yapının nasıl bir hapishaneye dönüştüğünü görüyoruz. ​ ​Farkındalığı yüksek olanların üzerinde saatlerce konuşabileceği, her karakterin haklı ve haksız yanlarını tartabileceği
1000Kitap
Kramer Kramer'a KarşıAvery Corman · Saltokur Yayınları · 2020310 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2025 98. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 16:37
"Bu Bebek Kimin?" kitabı, üç kuşağın ve üç ülkenin hikayesini anlatan bir roman. Erva, Chicago'daki üniversitede hoca olan anneannesi Leyla'nın isteği üzerine bir hediye ararken tesadüfen bir sürprizle karşılaşır. Bu sürpriz, onun hayatını tamamen değiştirecek olaylar zincirini başlatır. Erva, kökleri ile geleceği arasında bocalarken kendi kimliğini keşfetmeye çalışır. Kitap, Filistin, Lübnan ve Amerika'da geçen üç kuşağın hikayesini anlatarak, aidiyet, kimlik ve geçmişle yüzleşme temalarını işliyor. Kitap, itici kapak tasarımına rağmen, sürükleyici ve akıcı üslubuyla beni içine çekti. Konunun güzelliği ve kurgunun özgünlüğü etkileyiciydi. Ancak, beklentim olan derinliği ne yazık ki bulamadım. Özellikle ana karakterlerin, köklerinin, Filistin halkının direnişinin ve aidiyet duygusunun daha detaylı işlenmesini isterdim. Nurit ve Leyla'nın duygu durumları ve yaşam mücadeleleri hakkında daha fazla bilgi almak iyi olurdu. Kitap, bazı gerçeklere değinmesi açısından değerli olsa da, derinlikli bir okuma yapıldığında hafif ve yetersiz gelebilir. Genel olarak, keyifle okuyabileceğiniz bir kitap, ancak derinlik arayanlar için hafif ve eksik kalabilir. Neler olsun isterdim? Erva'nın babasının hikayesini merak ettim,anlatılabilirdi. Leyla'nın bugünlere gelme süreci,mücadesi,çektiği acılar,yaşadıkları bence hiç yeterli anlatılmamış.Merak ettim ama sorularıma cevap alamadım. Her şey hemen çözüme kavuşuyor. Çatışmalar derinlemesine işlenmemiş. Filistin halkının yaşadıklarına daha çok değinilebilirdi.Satır aralarında kalan birkaç cümle ile verilmesi bana yetersiz geldi. Olayları Nurit'in bakış açısıyla daha ayrıntılı bir şekilde dinlemek isterdim. Çok zamanınız varsa okunabilir bir kitap. Okunmasa da olur mu? Bence olur. Bu Bebek Kimin? Tagrid En-Neccar
1000Kitap
Bu Bebek Kimin?Tagrid En-Neccar · Beyaz Bulut Yayınları · 2025208 okunma
Okunmaya değer , tatlı mı tatlı bir kitap
10/10
·248 syf.··
2025 96. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 22:15
​Altı Harfli Bir Tatlı: Künefe? Sütlaç? Revani? ... ​Şermin Yaşar’ın yeni kitabı “Altı Harfli Bir Tatlı”nın çıktığını duyduğumda yaşadığım heyecanı anlatamam. Zaten onun kalemine hayranım, kitaplarını okumak hem çok eğlenceli hem de derinden duygusal. Öyle kalbe dokunan hikayeler yazıyor ki, bu kitabı da bir arkadaşımın imzalı hediye etmesiyle elime aldığımda mutluluğum katlandı. Teşekkürler canım arkadaşım Meryem Koçak Aytekin . ​Bence Şermin Yaşar’ın başarısının sırrı, o sade, anlaşılır dilinde gizli. Herkesin anlayabileceği bir sadelikte yazıyor ama hikayeleri o kadar derin, o kadar bizden, o kadar içimizden ki... Yine bir aile hikayesiyle karşı karşıyayız ve yine anlattığı hikaye, kalbimizin en ince noktalarına kadar işliyor. ​ ​Kitabı okurken ana karakterimiz Selime Teyze ile o kadar yüksek oranda empati kurdum ki, adeta Selime Teyze oldum. Yazar, onun duygularını o kadar güzel vermiş ki, Selime Teyze ile beraber üzüldüm, güldüm, kederlendim, çocuklarına kızdım ve onlardan beklentiler içine girdim. Hayata tamamen onun gözleriyle baktım, kalp kırıklığını bizzat hissettim. ​Ancak yazarın yeteneği tam da burada ortaya çıkıyor. Selime Teyze’ye uzun uzun yer verdikten sonra, minicik bir bölümde karşı pencereden bakmamızı sağlıyor. Oğlu Erkan ile küçücük bir sohbet üzerinden, bu sefer çocuklarının gözünden bakıyoruz ve o an düşünmeye başlıyoruz: "Yaa,Selime Teyze biraz alıngan mı sanki? Keşke ne istediğini, ne hissettiğini açıkça söylese..." ​İşte o noktada görüyoruz ki, Selime Teyze'nin yaşadığı kopuşun temelinde aslında bir iletişim kopukluğu var. Çocuklarına gerçek beklentilerini söylememesinden kaynaklanan bu durum, bize Selime Teyze'ye olan bakış açımızı bir parça değiştirtiyor. Olaylara tek pencereden bakmanın ne kadar yanıltıcı olabileceğini bir kez daha anlıyoruz.
Edebiyat
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma