"Yeşil Mürekkep" ne kadar manidar bir isim halbuki, insanı kendine çeken bir havası var ama yine de geç tanıştık. Osman Balcıgil'in kitabını kitap kulübü olarak toplu okuduk ve üstüne birçok düşünce oluştu. Bildiğimiz sürekli dinlediğimiz şarkıların aslında hep onun şiirleri olduğunu farkettik. "Aldırma Gönül, Melankoli...." Yazar samimi ve akıcı bir dil kullanmış ki sayfaların sayısını takip etmeye fırsatınız bile olmuyor bazen. Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf'unu, İçimizdeki Şeytan'ı, Kürk Mantolu Madonna'sını okumuştum ama ne meşakkatlerle yazıldığını bu kitapla daha iyi anlıyorsunuz. Adeta değerine değer kattı. Başına gelen talihsizleri, dünyanın adaletsizliğini, milletine ve vatanına olan sevgisini aslında kendisi çok güzel anlatmış:
“Namuslu olmak, ne zor şeymiş meğer? Bir gün Almanların pabucunu yalayan, ertesi gün İngilizlere takla atan, daha ertesi gün de Amerika’ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik. Yalnız ve yalnız bir tek milletin önünde secdeye vardık. O da kendi cefakeş milletimizdir."
<<Ama Sabahattin Ali'yi sadece bu kitapla tanısaydım sürekli kız peşinde olan(evlense bile), çok konuşan( hatta bazen patavatsızlık derecesinde) ve karısı,kızı sıkıntıya düşecek bile olsa beladan hiç kaçınmayan biri olarak görürdüm. Ama daha öncesinden başka biyografik kitaplardan okuduğum için takılmadım.Olumsuz tek düşüncem bu. Pertev diyor ya: "Düğüne gider zurnaya, hamama gider kurnaya aşık olurdu. Karakteri böyleydi." Bize de hep aşık adamın, aşk gibi dizelerini okumak kaldı işte.
Onun dışında, yazar bazı yerlerde Sabahattin Ali kitaplarından değindiği noktalar beni tekrardan onun kitaplarına itti. O yüzden tekrar okumayı düşünüyorum. Umarım sizde okumadıysanız ,okursunuz. :)