İlâhî Kudretin En Zarif Nakşı
Kadınlara bahşedilen güzellik ve zarafet, alelade bir hoşluk değil; yeryüzünde imanla fark edilmeyi bekleyen muhteşem ve mukaddes bir sanat eseridir.
O Ebedî Sevgili, ezel canibinden “Ol” der ve o letafet, ilahi bir zarafetle vücut buluverir. Bu öyle bir güzelliktir ki düştüğü çehreyi nur eyler; öyle bir sırdır ki değdiği ruhu bir ömür gönlüne sırdaş eyler.
Ne fırça değer ona ne de fani bir kalem taklit edebilir o eşsiz ahengi...
O, doğrudan İlâhî kudretin mukaddes nakşıdır. Bakmasını bilen bir göz için o çehrelerde, o duruşta ve o asil zarafette dalgalanan şey, Cenab-ı Hakk’ın Cemâl tecellisinden başkası değildir.
O yüzden her bakışta, her tebessümde ve her sükûtta yeniden yazılır sonsuzluğa; her an yeni bir tecelliyle taze kalır, zamana ve mekâna meydan okur.
Bu güzellik, sahibini kibre değil, şükre götüren bir emanettir; onu kalbiyle ve imanla fark edeni ise nefsin karanlığından alıp aşkın ve teslimiyetin o kutsal eşiğine bırakan bir rehberdir.
Biz yakinen biliriz ki O Ebedî Sevgili’nin aşkıyla yaşayan bir gönülde o asil zarafet, yeryüzünün en sessiz ama en derinden hitap eden mucizevi ayetlerinden biridir.
Ya Rabb'i! Bizlere fani dünyadaki her güzellikte Seni görmeyi, Sana hayran olmayı ve o mukaddes sanatın karşısında edeple eğilmeyi nasip eyle...
___ /Güven Taşdemir