Abdullah b. Abbas (r.a.) demiştir ki:
“Dikkat edilmek suretiyle ve kendini tüm namaza vererek kılınacak olan iki rekat namaz, gafil bir şekilde tüm bir geceyi ibadetle geçirmekten daha hayırlıdır.”
“Namaz vakti yaklaşınca, güzelce abdestimi alır, hazırlanırım. Namaz kılacağım yere varıp orada otururum, ta ki namaz kılmak için vücut organlarım hazır duruma gelinceye dek beklerim. Sonra namaz kılmak için kalkarım. Kâ’be’yi iki gözümün arasına, sıratı ayaklarımın altına alırım. Sağımda cennet, solumda cehennem olduğunu, Azrail’in de arkamda bekler halde durduğunu, kıldığım namazın da kılacağım son namaz olacağını düşünür ve öyle namaza dururum.
Hz. Ali (r.a.), namaz vakti girdiği zaman, tir tir titrer ve yüzü de renkten renge girerdi. Bu durumu hakkında kendisine soru soranlara ve: “Ey müminlerin Emiri! Sana ne oluyor, böyle rengin gidiveriyor?” diyenlere şöyle cevap veriyordu:
“Allah’ın göklere, yere ve dağlara sunduğu ve fakat onların böyle bir emaneti taşımaktan kaçındıkları, kendi adlarına korktukları ve ancak benim yüklendiğim o emanetin vakti şu anda gelmiş bulunuyor.”
“Kişinin kıldığı namaz, eğer onu fuhşiyattan/kötü şeylerden ve münkerlerden/yasaklanan işlerden uzaklaştırmıyorsa, bu, onun Allah’tan uzaklaştırmasından başka bir şey sağlamaz.”