Görmenin lanetine uğrayanı bekleyen yalnızlıktır.Ama o tam da dünyası yeterince dolu olduğu için yalnızlığından hoşnuttur. Yazmak onun için iz bırakmak için değil, eriştiği görme biçimini keskinleştirmek içindir. Ancak kötü yazarlar iz bırakmak için yazarlar.
Yeterince iyi, yeterince derin, yeterince hakikatli göremediğimizden olsa gerek, gördüklerimiz bizi yeterince meşgul etmiyor. Biz, görünmenin telaşındayız. Kalabalık bir sınıfta yapılan yoklamada, yok sayılma korkusuyla oturamayan, eli aşağı inemeyen, endişeyle dolu çocuklar gibiyiz.
Eğitim sistemimiz, zaten dikkati bin türlü uyarıcıyla laçkalaşmış çocuklarımıza, mevzuları üzerinde düşünebilme yetisini nasıl kazandırabilir? Bence eğitim sistemimizin temel sorunlarından biri budur.