Aslı

Reklam
" Sizlere sesleniyorum insancıklar, yaşamın salakları, dövülen, haraca bağlanan, ezelden beri terleyenler , sizi uyarıyorum, bu dünyanın kodomanları sizi sevmeye başladıklarında , bilin ki sizi savaş salamına çevireceklerdir ... Bu kesin bir işarettir... Asla şaşmaz. Bu iş şefkatle başlar. "
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Alıntı
Lola ne anlasın seni Ferdinand , o savaş görmemiş ki
- Öyle, büsbütün korkağım, Lola, savaşı ve içinde ne varsa hepsini reddediyorum... Ben savaş var diye üzülmüyorum... Ben kaderime razı olmuyorum... Ben bu konuda sızlanıp durmuyorum... Onu olduğu gibi reddediyorum, içindeki insanlarla birlikte, onlarla, onunla hiçbir alışverişim olsun istemiyorum. İsterlerse dokuz yüz doksan beş milyon kişi olsunlar ve ben tek başıma kalayım, yine de haksız olan onlar, Lola, haklı olan da benim, çünkü ne istediğini bilen bir tek ben varım: ben artık ölmek istemiyorum. - Ama savaşı reddetmek olanaksız, Ferdinand! Vatan tehlikedeyken savaşı reddetmek için ya deli ya da korkak olmak gerek... - O zaman da yaşasın deliler ve korkaklar! Ya da daha doğrusu bir tek deliler ve korkaklar yaşayabilecek! Örneğin Yüz Yıl savaşları sırasında ölen askerlerden bir tanesinin bile adını hatırlıyor musunuz, Lola?.. Bu isimlerden bir tanesini bile öğrenmeyi denediniz mi hiç?.. Hayır, değil mi?.. Asla denemediniz? Onlar sizin gözünüzde şu önümüzdeki herhangi bir eşyanın sıradan bir atom zerreciği kadar adsız, önemsiz, hatta daha bile meçhul, sabahki dışkınızdan bile değersiz... Gördüğünüz gibi, Lola, boşuna ölmüşler! Bir hiç uğruna ölmüş o salaklar! İddia ediyorum! Kanıtı ortada! Tek değerli şey yaşamdır. Bahse girerim ki on bin yıl sonra, bize ne kadar mükemmel görünürse görünsün, bu savaş tamamen unutulmuş olacak... Olsa olsa bir avuç malumatfuruş, bu savaş ve onu süsleyen belli başlı katliamların kesin tarihi konusunda sağda solda kapışırlar, o kadar... İnsanların birkaç yüzyıl, birkaç yıl, hatta birkaç saat mesafeden birbirleri hakkında anımsanmaya değer buldukları biricik şey budur... Ben geleceğe inanmıyorum, Lola...
Sayfa 49·Kitabı okuyor
Alıntı
Asıl soru da buydu, biz insanların, tam olarak insan kalabilmemiz ve ayağımızın yere basmaya devam edebilmesi için kendi aramızda sormamız gereken soru buydu. Ama daha oralara varabilmekten çok uzaklardaydık, savaşçı ve akıldışı basmakalıp şekillerin bekçiliğindeki bir ülkünün içinde sendeleyen, daha şimdiden kapana kısılmış lağım farelerine dönmüş, çıldırmış gibi kendimizi batan gemiden dışarı atmaya çalışıyorduk, ancak hiçbir bütünsel planımız yoktu, birbirimize hiç güvenimiz yoktu. Savaş sersemi, başka bir tür çılgına dönmüştük: korkudan. Savaşın tersi ve düzü.
Sayfa 48·Kitabı okuyor
Alıntı
Gitmek Gerek
" Eğer dünyanın içindeyseniz, yapılacak en iyi şey, öyle değil mi, buradan çekip gitmektir ? Deli olsanız da olmasanız da , korksanız da korkmasanız da . "
Sayfa 46·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam