Rumların gece taarruza geçtiği ve Rum tanklarının bize doğru geldiği söylendi. Bulunduğumuz yer boğazın çıkışındaydı. Yaklaşma yollarını kapatacak şekilde iki mevzi seçtim. Askerlerimi 89 mm'lik roketatarla o iki mevziye yerleştirdim. Onlara "burada öleceksiniz ama sonuna kadar bekleyeceksiniz ve gelen tankları vuracaksınız" dedim. Helalleşip yanlarından ayrıldım. Harekatın ilk gecesinde korkunç çarpışmalar yaşandı.
Yere indiğimizde etrafımızda her yer yanıyordu. O kadar sıcaktı ki anlatamam. Suyumuzu idareli kullanmamız gerekiyordu ama asker dayanamıyor matarasını ağzına dayıyordu. Kontrol etmek çok güçtü. Bize her yerden ateş ediyorlardı. Attığımız mühimmatın bazıları da yanmaya başlamıştı. Arazideki ekinler, otlar tutuşmuş, cayır cayır yanıyordu. Ateşin içinde kalıp yanan askerler de oldu. Yükümüz çok ağır olduğu için hızlı hareket etmek çok zordu. Ben öyle yorgundum ki. Havada onu kontrol et, bunu kontrol et, çocuklar aslansınız, kaplansınız falan filan derken tükenmiştim.
Subay ve Astsubaylara kadro silahı olarak Thomson makineli tüfek verilmişti. Piyadelerde ise G3 vardı. G3'ü TSK'da ilk bize vermişlerdi. Harekattan 2 ay önce. Komutanla beraber G3'lerin atışını askerlere gösteri olarak yapmıştık. Ben ateş ediyorum o sıçrıyordu, o ateş ediyordu ben sıçrıyordum. Hakiki mermiyle askerleri hızlıca eğitimden geçirmeye çalıştık. G3'e aşina olsunlar istedik.
Bizde karma sistem vardır. Bir taburda her bölüğün bir kol bandı ve sisi vardır. Örneğin ben mavi kol bandı, öteki beyaz, öteki kırmızı, diğeri yeşil taşır. Yerdeki toplanma planına göre karma bir şekilde uçağa binilir. C-130'da kapının birine 33 kişi diğer tarafa 33 kişi otururdu. ilk 7 kişi 1nci bölük, ondan sonraki 7-8 kişi karargah bölüğü, ondan sonra 2nci bölük, ondan sonra 3ncü bölük vs. şeklinde oturulurdu. Böylece 1mci bölük yere iner inmez kendine ait renkte sisi yakar o sisi gören oraya doğru gider. Yerdeki toplanma böyle olurdu.
Ben Kıbrıs'a C-130'la gittim. Uçaktpa sanırım 80 kişiydik. Paraşüt sayımız yeterli değildi. Paraşüt atlayışı eğitimi eksik olanlar vardı. Daha önce paraşütle hiç atlamamış olan bile vardı. Örneğin bir doktorumuz vardı. Hiç paraşütle atlamamıştı. Buna rağmen Kıbrıs'ta komandolarla beraber atladı ve görevini başarıyla yaptı. Bu doktor Tabip Yüzbaşı Mehmet Topakoğlu'dur. Atlama sırasında devre arkadaşımın paraşütüne ateş edildi paraşüt delik deşik oldu. Dolayısıyla normalden daha hızlı düştü. Bir mermi de bacağını sıyırdı.