Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarıni koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasini koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşakligini koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Masa da masaymis ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu
Edip Cansever
Masanın hayatımızda ne anlamları olduğunu şair ne güzel söylüyor masa belki bir şiir dizesi belki yaşadığimiz çatışmalar belki hayatin kendisi...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sözcüklerin gözümüzun önünden bir tren vagonu gibi geçip gittiğinden soz eder Jurnal'de Cemil Meriç. Vagonlar gibi geçiyor ve yalnız geçişlerini seyrediyorsun.Kimler var içinde?
'Ben' dünyaya gelişiyle gelmeyişi arasında hiçbir fark olmayan fanilerden biri miyim? Bir yandan düşünce fatihi,kelime imparatoru,gerçekleşmemiş rüyalar...İçinden bir ses dahi olduğunu söylüyor; ikincisi kendini bir gölge tiyatrosunda perdeye bir kez akseden,oyuna katılmadan bir kuklaya benziyor.Ayni anda hem dahi hem zavallı hem müzaffer hem ezeli mağlup...
Kapalı içine dönük, sürü içgüdüsüyle yaşayan insanların arasında, böyle hasta tutkularla çevrili, böyle karmakarışık bireyselleşmek istemesi inanılacak gibi şey değildi. Çoğu kez,onlara ,içedõnüklerini yadsiyanlara, bilinç düzeyine cikaramadiklari hastalıklarından soz etmek isterdi; açıklamak,konuşturmak onları...Yapamadı ,dil denetledi duygularını...Tam anlamıyla boyun eğmisti sürü içgüdüsüne