aklın aynasından evrenin aynasına
9/10
·272 syf.·
2026 6. kitabı
eserin asıl adı "mirror of the intellect: essays on traditional science and sacred art" aziz türkçemiz ile "aklın aynası: geleneksel bilim ve kutsal sanat üzerine denemeler"dir. araştırmalarıma göre bu, titus burckhardt'ın hayattayken fransızca ve almanca dergilerde yayınlamış olduğu makalelerinin vefatından sonra bir araya getirildiği kapsamlı bir derleme olup yazarın vefatından sonra (1984) ise william stoddart tarafından derlenip evvela ingilizceye sonrasında diğer dillere çevrilmiş bir eserdir. eserin konusuna gelecek olursak; yazarın geleneksel ekol perspektifini yansıtarak modern bilimi eleştirdiğini ve kadim metafizik ile sembolizmi incelediğini görüyoruz. eserde şu başlıklar üzerinde durulmuştur: ✓geleneksel kozmoloji ve modern dünya: modern bilimin temellerine dair eleştiriler söz konusu. burckhardt, modern bilimin yalnızca niceliksel (ölçülebilir) olanı incelediğini, niteliksel (renk, koku, anlam) olanı göz ardı ettiğini söyler. oysa gelenekli kozmolojilerde (mevlâna, ibn arabi, pisagorcular, ortaçağ hristiyan düşünürleri gibi) evren, birbirine geçmiş anlam katmanlarından oluşur. örneğin, modern fizik, güneşin tutulmasını hesaplar ama bu olayın sembolik anlamını (bir kralın ölümü, kıyamet metaforu, kozmik düzenin bozulmasını) dışarıda bırakır. oysa geleneksel bilimde bu iki yön birbirini tamamlar. ✓sembolizm ve kutsal sanat: burda da sanatın işlevi ele alınıyor. burckhardt’a göre gerçek sanat, islam hat sanatı, gotik katedraller ve ikonalardır. sanatta güzellik yapmaktan öte, varlığın metafizik yapısını somut bir biçimde gösteren bir dil varsa onlar da bu sanatlardan olabilir ancak. hatta islam sanatlarında simetri ve geometri ile ilgili bir camiideki çini desenleri ya da bir gotik gül pencere, rastgele süslemeler değildir bilakis kozmik düzenin, ilahi
Alıntı
Aklın AynasıTitus Burckhardt · İnsan Yayınları · 199418 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 6. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 16:42
''Unutma yetisini kaybetmenin siyah bir mermerden yapılmış kaskatı bir levha haline getirdiği hayatım bundan otuz küsür yıl önce altüst oldu..'' bu cümleyle başlıyor yazar kitaba.. Unutmak insana verilmiş bir ceza mıdır? Yoksa ödül mü? Aslında bu kitabın konusunu tek bir cümlede özetlemek istesem bu cümle kesinlikle ''Cehalet Mutluluktur..'' olurdu. Annesinin uyurgezerken anlattığı şeyleri ısrarla öğrenmeye çalıştığı ikinci uyurgezer gecesinde Şehnaz'ı karşıma alıp bağırmak istedim kurcalama daha fazla diye. Ama bir yandan da kendimi kapılara çıkan meraklı komşuları gibi hissettim. Acaba dedim ne yaşadı Ayhan Hoca'da dışardan bu kadar düzgün, tek düze görünen ama içinde çığlık çığlığa bağıran bir kadına dönüştü... 3 kuşak kadının dramını da anlatıyor aslında. Esme'nin yaşamı farklı dram, her ne kadar kabul etmese de yaşadıklarını Hatiiiiice Şehbal Targut Hanım'ın (kitabı okuyanlar Hatice isminin ''i'' lerini neden uzattığımı anlayacaktır)yaşadıkları ve kitabın sonlarına doğru Ayhan Hanım'ın annesinin geçmişi ile ilgili ekstra anlattıkları çok üzücü olaylar. Şehnaz konusunda açıkçası Şehnaz'a çok üzüldüğümü söylemem çok doğru olmaz. Burda daha çok Eyşan'a üzüldüğümü söyleyebilirim. Narsist bi adam ile bir türlü ondan kopamayan ve bunu aşk zanneden, kariyer bakımından kendini geliştirse de karakter bakımından geliştirememiş bir kadının arasında güçlü kalmak zorunda olan bir kadın Eyşan... Sadede gelmek gerekirse ben kitabı beğendim hatta biraz zaman geçtikten sonra tekrar okumak isteyeceklerimin arasına dahil ettim diyebilirim... Herkese keyifli okumalar... Annemin Uyurgezer Geceleri Ayfer Tunç
Alıntı
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·152 syf.··
2026 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 12:51
“İbranice ve Siyonizm, birbirini destekleyen ve besleyen iki unsurdur. Eğer ulus olarak dirilecek ve anavatana döneceksek, İbraniceyi konuşup yazabilmek zorundayız.” (s. 55) Bu kitapta dilin, geçmişin penceresinde köklerimizin yaşamaları ve bizim de o köklerden beslenip yaşabilmemiz, bugünümüzde insan olarak her halimizi anlatabilmek ve paylaşabilmek, geleceğe dair ise umut edip birlik olabilmek için nasıl güçlü bir silah olduğu anlatılıyor. Her şeyden önce kendi aralarında dahi birliğe sahip olmayan, farklı görüşlere saplanmış ve birbiriyle mücadele eden bir milletin dilleri sayesinde barbar ve işgalci bir topluluğa dönüştüğünü gösteriyor. Kitap İbranice'nin gündelik dilde kullanılmasında ve İbranice kelimeler bulmakta çok fazla emek harcayan, bunu ömrünün yegane amacı haline getirmiş olan Eliezer Ben-Yehuda'yı anlatıyor. Yahudiler MS 70'de Romalı komutan Titus tarafından Kudüs'ten çıkarılarak dünyanın farklı bölgelerine dağılıyor. Bunun sonucunda da İbranice sadece ibadet dili olarak kullanılıyor. Eliezer Ben-Yehuda'nın çocukluk ve gençlik yıllarında da ibadet dili olarak kullanılmasına çoğunluğu sıkı sıkıya bağlılar. Ben-Yehuda'nın annesi de bağlı olduğu bu fikrin aksi olan sapkın görüşlere oğlunun aldanmasından korkarak küçük yaştan itibaren sıkı bir dini eğitim almasına ihtimam gösteriyor. Ben-Yehuda'da ise durum farklı. Kendisi annesinin korktuğu gibi İbranice'nin dini metinlerin dışında da kullanılması görüşünü benimsemeye başlıyor. Ve her şey bir kütüphanede İbranice roman bulmasıyla başlıyor. Hayatını, Yahudilerin ortak dili olarak yalnızca İbranice konuşmasına adayıp buna yönelik birçok faaliyette bulunarak Avrupa'da yetkili kişilerle temasta bulunuyor. Asıl dikkatimi çeken nokta şu oldu: Ben-Yehuda'nın İbranice'nin günlük ve ortak dil olarak
1000Kitap
Dil ve İşgalTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20241,077 okunma
İslam Mistisizminin Navigasyonu
10/10
·495 syf.··
2026 4. kitabı
·
77 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 21:10
İbni Arabi Endülüs evliyası derinliğini ancak derin olabileceklerin sezdiği diğerlerine sığ olabilecek bi hak dostu .. Aslında hakikat de böyle değilmidir ?.. Futuhatı Mekkiye 18 ciltten oluşmuş bir seri tabi günümüz için ismindende anlaşıldığı gibi Mekke de yazıldı bir hac esnasında 1202 de .. Kitabına başlarken Hac esnasında yazdığını değişik haller içinde olduğunu belirtiyor. Tasavvuf büyüklerinden hemen hemen hepsinde olduğu gibi ilham yoluyla ve rüya yoluyla bir takım metafizik doğrulara ulaşmış birisi , benim okuduğum ilk cilt ve iyice anlayabılmek için tekrar tekrar okuduğum kitabında tabi günümüz metinleri ve sadeleştirilmiş hali ile okurken çok zorlandım çok etkilendim kendı deyımımle kalbimi doyurdu … 1.cilt için içeriğe geçecek olursam yaklaşık 500 sayfadan oluşuyor 3/2 lik kısmı ise harflerin anlamlarını içeriyor dediği gibi “Harfler kendileri bir ümmet” bunu idrak ederek okursak az da olsa bi yol katedebiliyoruz… Daha sonra besmele ve Fatiha süresini anlatmiş oldukça hoş bi tefsırı olmuş .. Fatiha tefsirinden küçük bir kesit ekleyeyim buraya “””Kul: 'Hamd âlemlerin Rabbi Allah’adır der. Allah buna karşılık şöyle der: ‘Kulum beni övdü? Kul: ‘(Allah) Rahman ve rahimdir’ dediğinde Allah: 'kulum beni methetti der. Kul: 'Din gününün sahibi dediğinde Allah: 'Kulum beni yüceltti , başka bir rivayette ise ‘kulum işleri bana havale etti’ der. Bu ise İlâhî birlemedir. Bir rivayete göre kul:'Rahman ve Rahim Olan Allah’ın adıyla dediğinde, Allah: ‘Kulum beni zikretti’ der. Kul, ‘Ancak sana ibadet eder senden yardım umarız dediğinde, Allah ‘bu benim ile kulum arasındadır, kuluma istediği verilecektir’ der. Burada kulun istediği ile kast edilen, ihsan ve lütuflardır. Her iki yerde de, iyyâke (ancak sana) kelimesi, İlâhî tekliğe eklenmiştir. Kul: 'Bizi dosdoğru yola
1000Kitap
Fütuhat-ı Mekkiye 1Muhyiddin İbn Arabi · Litera Yayıncılık · 2013333 okunma
5/10
·216 syf.··
2026 3. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 12:48
Merhaba, Bilimin Ucunda kitabının incelemesine hoş geldiniz. Öncelikle kitap optik bilimi , levha hareketlerini ve volkanik faaliyetleri vb. konulara değinmektedir. Ömer Kamacı iddia ettiğine göre bilimi pek halkın anlayabileceği seviyede bir dil ile anlattığını söyleyemeyiz. Mesleğim gereği bu alanlarda az çok bilgi birikimine sahip olmama rağmen okurken anlamakta zorlandığım çok yer oldu. Buna rağmen kitabın içerisinde ilgi çekici ve birçok çarpıcı bilimsel bilginin verilmiş olması gerçekten güzeldi. Ancak ta ki 167. sayfaya kadar. Kitabın akıbeti için çok önemli olan bir kutsal bilgiyi atlaması büyük talihsizlik olmuş. Özellikle bu sayfalardan sonra bilim insanı yada kendi alanında uzman olarak atıfta bulunduğunuz Mustafa İslamoğlu , Caner Taslaman , Celal Şengör gibi bizim için sadece sapıtmış insan kategorisinde bulunan insanları kaynak göstermeniz tam bir facia. Bir bilim insanı olarak kutsal kaynaklardan alıntı yapmak araştırmak sizi zayıf göstermez ve sizi dindar olarak yaftalamaz aman korkmayın. Yukarıda ismi geçen şaklabanlara atıfta bulunacağınıza 167. Sayfada bahsetmiş olduğunuz Göktaşı konusu için Kuran-ı Kerimi biraz araştırmış olsaydınız şu ayetle karşılacaktınız. İşte karşınızda Hadid suresi 25. ayet sizler ile beraber mealini paylaşıyorum. “Andolsun, Biz elçilerimizi apaçık belgelerle (mucizeler, ayetler ve kesin hükümlerle) gönderdik; ve insanlar (kuracakları Adil Devlet düzeniyle) adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte Kitabı ve mizanı (Kur’an’ı ve kıyas yapan aklı) indirdik. Ve kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri (ve iridyum madenini) de (meteorlar ile sonradan gökten) indirdik. (İnsanlara demir ve benzeri madenlerdeki gizli kuvveti teknolojide kullanma yeteneğini bahşettik.) Öyle ki Allah, gayb ile
Bilimin UcundaÖmer Kamacı · Alfa Yayınları · 2023144 okunma
Nurun İlk Kapısı
10/10
··
Beğendi
KALBE FÂRİSİ OLARAK TAHATTUR EDEN BİR MÜNÂCÂT Yani bu münâcât, kalbe Fârisî olarak tahattur ettiğinden Fârisî yazılmıştır.Evvelce, matbû olan Hubâb Risâlesinde derc edilmişti.Yâ Rab! Tevekkülsüz, gafletle, iktidar ve ihtiyarıma dayanıp derdime derman aramak için cihât-ı sitte denilen altı cihette nazar gezdirdim. Maatteessüf derdime derman bulamadım. Mânen bana denildi ki, "Yetmez mi dert, derman sana?"Evet, gafletle sağımdaki geçmiş zamandan teselli almak için baktım. Fakat, gördüm ki; dünkü gün, pederimin kabri ve geçmiş zaman, ecdâdımın bir mezar-ı ekberi sûretinde göründü. Teselli yerine vahşet verdi. Hâşiye 1Hâşiye 1: İmân, o vahşetli mezar-ı ekberi, ünsiyetli bir meclis-i münevver ve bir mecmâ-ı ahbab gösterir.Sonra, soldaki istikbâle baktım; derman bulamadım. Belki yarınki gün, benim kabrim ve istikbâl ise, emsâlimin ve nesl-i âtînin bir kabr-i ekberi sûretinde görünüp, ünsiyet değil, belki vahşet verdi. Hâşiye 2Hâşiye 2: İmân ve huzur-u imân, o dehşetli kabr-i ekberi, sevimli saadet saraylarında bir dâvet-i Rahmâniye gösterir.Soldan dahi hayır görünmediği için, hazır güne baktım. Gördüm ki, şu gün, güyâ bir tabuttur; hareket-i mezbûhânede olan cismimin cenazesini taşıyor. Hâşiye 3Hâşiye 3: İmân, o tabutu, bir ticaretgâh ve şâşaalı bir misafirhâne gösterir. Bu kısmın Arapça ve Farsça ibârelerinin mânâları ve açıklamaları hemen altlarında verildiğinden, başka bir meâl konulmamıştır. İşbu cihetten dahi devâ bulamadım. Sonra başımı kaldırıp şecere-i ömrümün başına baktım. Gördüm ki, o ağacın tek meyvesi, benim cenazemdir ki, o ağacın üstünde duruyor, bana bakıyor. Hâşiye 4Hâşiye 4: İmân, o ağacın meyvesini cenaze değil, belki ebedî hayata mazhar ve ebedî saadete namzed olan ruhumun eskimiş yuvasından yıldızlarda gezmek için çıktığını gösterir.O cihetten dahi me’yus
Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî · RNK Neşriyat · 0858 okunma