Ne giysisinde, ne de duruşunda özel bir şey yoktu; fakat Levin için bu kalabalığın arasında onu tanımak, ısırgan otlarının arasında gül fidanını tanımak kadar kolaydı.
Sırtüstü yatan Levin şimdi yüksek, bulutsuz gökyüzünü seyrediyordu. «Bunun yuvarlak bir kubbe olmayıp sonsuz bir boşluk olduğunu bilmiyor muyum ben? Ama gözlerimi ne kadar kısarsam kısayım, görme gücümü ne kadar zorlarsam zorlayayım, gökyüzünü yine de sadece yuvarlak ve sınırlı olarak görüyorum, başka türlü göremiyorum ve uzayın sınırlığını bilmekle birlikte, onu değişmez bir mavi kubbe gibi görmekte haklıyım, hem de, onun ötesini görmek için gözlerimi zorladığım zamankinden çok daha haklıyım.»
Tanrı'ya inanmayan biri olduğu hâlde, dua etmeye başlamış ve dua ettiği sürece inanmıştı. Ama o an gelip geçmiş ve o, o andaki ruh hâline, hayatında hiçbir yer verememişti. O sırada gerçeği bildiğini, şimdi ise yanıldığını kabul edemiyordu çünkü bunun üzerinde serinkanlılıkla düşünmeye başlar başlamaz, her şey tuzbuz oluyordu. O sırada yanıldığını da kabul edemiyordu zira o zamanki manevî durumu Levin için büyük bir değer taşıyordu ve bunu, zayıflığın bir delili olarak kabul etmekle, o anların kutsallığını bozmuş olurdu. Levin, acı verecek derecede kendi kendisiyle uyumsuzluk içindeydi ve bu durumdan kurtulmak için bütün manevi güçlerini zorluyordu.
Bu düşünceler, kimi zaman güçlenip, kimi zaman zayıflayarak Levin'i üzüyor, sinirlerini bozuyor, ama onu hiç bırakmıyordu. Levin okuyor, düşünüyor, okuyup düşündükçe de ardına düştüğü amaçtan uzaklaştığını hissediyordu.
Levin için koca bir dünyaydı. Babasının ve annesinin yaşadıkları ve öldükleri bir dünyaydı bu. Levin’e her bakımdan mükemmellik ideali olarak görünen, kendi karısıyla ve ailesiyle de yeniden canlandırmayı hayal ettiği bir hayat sürmüştü onlar.
Levin, Nikolay ağabeyinin ruhunda, ruhunun en temelinde, yaşamındaki bütün çirkinliğe karşın en az kendisini hor gören insanlar kadar haklı olduğunu hissediyordu. Böyle taşkın bir karakterle ve kıt bir akılla doğmuş olması onun suçu değildi. Ama her zaman iyi bir insan olmak isterdi.