Dostoyevski'nin, ölümün insanı tehdit etmesini büyük bir lütuf olarak görmesi boşuna değildir, yalnızca ölüm insana kendi olma cesaretini vermektedir. Çünkü "yaşama umutsuzluğu yoksa yaşama aşkı da yoktur."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
(...) ölümün yaşanan bir şey değil, gözlemlenebilir olduğuna atıfta bulunur. Kierkegaard, bu noktada hatırlanmalıdır: "Ölüm her zaman ve her durum için kişiye ait olandır ve o yaşanan bir tecrübe değildir. Yani ölüm hakkında ancak dışarıdan bir gözlemle bilgi elde edilebilir. Ölüm yalnızca insanlar onu nasıl düşünüyorsa ve başkalarının ölümleri onları nasıl etkiliyorsa o şekilde tanınır."
"Hayatta erişilmiş her şey ölüme benzer. Tamamlanmış hiçbir şey yaşayamaz. Tamlık için çabaladığımız kadarıyla tamamlanmış, ölmüş olana doğru çabalıyoruz... Hayat gerilim, gaye ve tamamlanmamışlıktır. "